Ahlaksızlık ve Rezillikte İnsanlığın bittiği yerdeyiz! LGBT Onursuz Mahluklar

Ahlaksızlık ve Rezillikte İnsanlığın bittiği yerdeyiz! LGBT Onursuz Mahluklar

LGBTİ bireyler üzerine son zamanlarda gittikçe artan bir ilgi söz konusu. İletişim araçlarının gelişmesiyle küçük bir köy halini alan dünyamızda artık bazı meseleleri örtbas etmek veyahut geleneksel açıklamalarla olayı geçiştirmeye çalışmak artık o kadar da kolay değil. Özellikle müslümanların yoğun olarak yaşadığı ülkemizde LGBTİ bireyler üzerine ciddi anlamda durulmaya başlandı.

Haziran ayında gerçekleştirdikleri onur yürüyüşüne katılımlar her sene bir öncekinden daha fazla katılımla gerçekleşiyor. Televizyonda, internette, sosyal hayatta orda burda artık LGBTİ bireylere çok kolay rastlıyorsunuz. Eskiden kapalı bir toplum olmamız hasebiyle bu insanlar toplumdan dışlanmamak için kimliklerini saklamaya çalışırlardı. Ama artık öyle değil. Onlar varlar ve aramızdalar.

LGBTİ bireylerin durumu konuşulmasına konuşuluyor ama bu yürütülen tartışmaların sağlıklı yapıldığını iddia etmek epey zor. Çünkü bizler bu heteroseksüel dünyamızda LGBTİ bireyleri kendi bakış açımızla anlamlandırmaya çalışıyoruz ve haliyle ortaya şu sonuçlar çıkıyor ; onlar sapık, onlar lanetli, onlar bilmem ne..Halbuki düzgün bir empatiyle onların durumunu anlayabiliriz. Basit düşünelim.

Bizim heteroseksüel insanlar olarak doğuştan karşı cinse gösterdiğimiz yönelimi onlar da kendi cinslerine gösteriyor. Onlar da doğuştan ve onlarınki de tercih değil yönelim. Bir düşünün sizin ergenliğe adım atarken gördüğünüz gece rüyalanmalarını onlar da görüyor. Ama küçük bir farkla; bizler karşı cinsi görürken onlar ilk rüyalanmalarında kendi cinsleriyle yatıyor. Bu insanlar hakkında asıp kesmeye başlamadan önce bu insanların sırf eğlence veya sapıklık olsun diye kendi cinslerine ilgi duymadıklarını, doğuştan yönelimli olarak doğduklarını bilmeliyiz. Sonra taşlar yerine daha sağlıklı oturacaktır.

LGBTİ bireyler üzerine şöyle bir baktığımızda hakim iki görüşün olduğunu görüyoruz. Bir cephede geleneksel heteroseksist düşüncenin din olgusunu da yanına alarak ortaya koyduğu LGBTİ bireylere adeta yaşam hakkı bile tanımayan, onları her fırsatta dışlayan, sapkın, lanetli insanlar olarak lanse eden anlayış, öbür cephede ise modern seküler düşüncenin geliştirmiş olduğu homoseksüelliği üçüncü bir cinsiyet olarak tanıtan, bunu son derece normal karşılayan anlayışın olduğunu görüyoruz. Baktığımızda bu her iki düşüncenin dayanakları ve savundukları argümanların bir tutarlılığının olmadığını görüyoruz. Ama burada asıl irdelenmesi gereken durum geleneksel heteroseksit düşüncenin sürekli arkasına sığındığı din olgusunun özellikle de islam dininin konu hakkındaki bakış açısının ne olduğudur. Çünkü bu durum tarih boyunca hep suistimal edilmiş, söz konusu eşcinsellik olduğunda Lut kavmi örneği verip konu kapatılmıştır. Halbuki Kurandaki Lut kavmiyle ilgili ayetlere bakıldığında eşcinselliğin çirkin bir davranış olarak nitelendirilmesinin yanında bu eylemin dayatılmasından dolayı gerçekleşen bir zulümden dolayı o toplumun helak edildiğini görüyoruz. Öyle bir toplumdan bahsediyoruz ki bu insanlar peygamberin evine misafir olan erkek kılığındaki meleklere bile göz dikip peygamberin kapısına dayanmışlardır. İşte Allah bu dikdatöryel tutumlarından ötürü onları helak etmiştir. Bilinmelidir ki Allah bir toplumu yanlış inançlarından ötürü değil, zulmünden ötürü helak eder. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki Lut kavmiyle ilgili ayetler incelendiğinde Allah’ın yoruma yer bırakmayacak şekilde homoseksüel ilişkiyi doğru bulmadığını ve insanlara peygamberi aracılıyla her fırsatta heteroselsüel ilişkiyi teşvik ettiği görülecektir.

Diğer İçerikler  Topların İb.elerin derdi BBC ye düştü..

Peki müslümanlar olarak homoseksüelliğe karşı tutumumuz nasıl olmalıdır? Hem geleneksel heteroseksist düşüncenin bireye yaşam hakkı tanımayan kafasından hem de insan onurunu çiğneyen ve insanı kendine yabancılaştıran modernizm çukuruna batmadan nasıl islami bir tutum sergilenebilir ? Öncelikle eşcinselliğin insanın kendi tercihi olmadığı, doğuştan getirilen ve daha sonra bazı çevresel faktörlerle de desteklenen bir sorunsal olarak kabul etmeli bu minvalden hareket edilmelidir. Allah bu dünyada her insanın önüne türlü türlü imtihanlar çıkartır. Kimisi doğuştan görme engelli doğar kimisi ortopedik engelli doğar, kimisi doğuştan ölümcül bir hastalıkla doğar ve kimisi ise homoseksüel yönelimli olarak doğar. Unutulmamalıdır eşcinsellik bir eylem değil durumdur. Ve Allah hiç kimseyi kendi durumundan dolayı yargılamaz. Bu yüzden insanlar eylemlerinden sorumludur.  Zina ise eylemdir ki bu durum heteroselsüel bireyler için de geçerlidir. Öyleyse Allah’ın kendi yarattığı bir durumdan dolayı eşcinsel bir bireyi sapkın, lanetli ilan etmek onu toplumdan dışlamak islami bir tutum değildir. Tam tersi onlara karşı olumlu bir tutum içerisinde olmalı ve bu olumsuz durumların kurtulmalarına yönelik rehabilite edici çalışmalar teşvik edilmelidir. Tabi bu noktada akıllara ‘’eşcinselliğin tedavisi yok ki’’ gibi klişe bir laf gelebilir. Evet şu an için bir tedaviden söz edemiyoruz çünkü yakın zamana kadar bilim çevrelerinde homoseksülliğe salt hormonal bozukluk olarak bakıldı ve düz mantıkla hormon tedavisi uygulanırsa iyileştirilebileceği düşünüldü. Nitekim başarı elde edilemedi. Halbuki eşcinsel yönelim dediğimiz durumun salt biyolojik etkenlerden çok psikolojik yansımaları olduğunu ve çevresel etkenlerden en az kalıtım kadar etkilendiğini biliyoruz. Türkiye’de eşcinsel yönelimlerin yoğun olarak batıya göre nispeten daha kapalı ve cinsel yaşam yönünden bastırılmış doğu bölgelerinde ortaya çıkması tesadüf değildir. Ben şunu iddia ediyorum ; bireylerin erken yaşlarda eşcinsel yönelimi tespit edilip uzun vadeli rehabilitasyon programları oluşturulup üç ayaklı (uzman desteği, aile ve çevre desteği, bireyin farkındalık durumu ve isteği) bir çalışma yürütüldüğü takdirde daha olumlu sonuçlar alınabileceğini düşünüyorum.

Diğer İçerikler  İstanbul Tabip Odasından Rezillik dolu Eşcinsel temalı organizasyon..

Unutmamalıyız ki sapıklıklarıyla meşhur olmuş Lut kavmine bile Allah bir uyarıcı göndermeden onları helak etmiyorsa bizlerin doğuştan eşcinsel yönelimli bireyleri herhangi bir tebliğ faaliyeti yürütmeden peşin olarak lanetli ilan etmemiz ne kadar doğru ? Bu insanlara yaşadıkları sorunun farkındalığı için çalışmalar yapmak ve sonrasında rehabilite edici çalışmaları teşvik etmek yerine onları toplumdan dışlayıp sokak aralarında sex yaparak para kazanmaya zorlamak gibi insanlık onurunu incitici ortamların içine atmak acaba ne kadar islamidir bunu sorgulamalıyız.

Müslümanlar olarak bir gerçeği deve kuşu misali kafamızı kuma gömerek gizlemek yerine cesurca davranmalı ve bu gerçeklerle yüzleşmeliyiz. Hem geleneksel yorumları hem modernist yorumları bir kenara atarak Kitabın ortasından konuşabilme cesaretinizi göstermeliyiz. 21. yüzyıl, müslümanların eşcinsellik gerçeğiyle yüzleşeceği yüzyıl olacak. Bundan önceki yüzyılarda kapitalizm gerçeğiyle, kadın sorunları gerçeğiyle yüzleştik ama ne yazık ki sınavı geçemedik. Bu gerçeklerle yüzleşmek yerine işi batıdan ithal ettiğimiz marksizme, feminizme havale ettik. Daha sonra yanıbaşımızda bitiveren müslüman sosyalistler, feministler gördük ama onların iyi niyetli olmaları beslendikleri kaynağın kirli olduğu gerçeğini değiştirmiyordu. Umarım aynı hatayı eşcinsellik konusunda yapmayız.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com