Türk Haber Saati

Çocuklarınızı medyaya esir etmeyin..

Çocuklarınızı medyaya esir etmeyin..

Dünyanın birçok ülkesinde, televizyon kanallarındaki dizi ve programlarda çocukların varlığını görmekteyiz. Her birinin özenle seçildiği aşikâr. Çocuk da olsa konu medya olunca, orada da belli seçimlerin yapılıyor olması elzem yapımcılar tarafından. Biz onları seyredip ne kadar güzel ve tatlı olduklarını düşünürken, şarkı söylediklerinde belki eğlenirken, bu durum onların gözlüklerinden bakınca nasıl acaba diye kaç kez düşünmüşüzdür?

Bildiğiniz üzere oyunculuk bir meslek dalıdır. Herhangi bir meslek dalına sahip olabilmek belli olgunluk ve yetkinlik seviyesini gerektirir ve bir kazanç kapısıdır. Çocukların hem bedenen, hem ruhsal olarak bu olgunluk seviyesinde olmadıkları gibi herhangi bir kazanç kapısına da ihtiyaçları yoktur. Onlar, anne babalarına emanet edilmiş canlılar olarak güven dolu bir aile ortamında büyümeye ihtiyaç duyarlar. Dizi ve program setleri bizim seyrettiklerimizin aksine, arka plânda stresli ve gergin geçen ortamlardır. Hazırlıklar, yoğun spot ışıklar, telaşe, yetişkin oyuncular, onlarca kamera, ezberlenmesi gereken roller… Her birini tek tek düşündüğümüzde yine çocuklar için yük sayabileceğimiz şeylerdir. En önemli kısmı ise, bu ortamlarda yer almanın kararı çocuğun değil, maalesef ailelerinindir. Aileler çocuklarını, onlara gelebilecek zararları hesaplıca tartmadan bu ortamlara sokmaktadır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı çocuk oyuncuların çalışma gün ve saatleriyle alakalı bir bildirge hazırlamıştır ve çocukların çalıştırılma süresi alınan kararla kontrol altına alınmıştır. Karara göre 36 aydan küçük çocuklar oyuncu olarak çalıştırılamaz ve 3-15 yaş arasındaki çocuklar günde en fazla 2 saat çalıştırılabilirler. Kararın, dizi ve program setlerinde ne kadar denetlendiği kısmını bilmiyoruz. Öte yandan, küçük çocukların ruh sağlığı için değil düzenleme, asla çalışma izni verilmemesi gerektiği kanaatindeyim.

Dizi ve programların içeriği ve teması da çocukların ne ölçüde etkilendiğini değiştiren faktörlerden birisi. Dram, kayıp, travma, şiddet içerikli dizi ve programlarda bulunan çocukların bu temalardan ruhsal olarak olumsuz yönde etkilendiğini söyleyebiliriz. Çocuklar 8 yaş civarına kadar, gerçeklikle, setteki yaşanan durumları ayırt edemezler. Geçen olayların gerçekçi şekilde yaşandığını düşünebilirler. Dolayısıyla ruhsal olarak dizilerde yaşananlardan etkilenebilirler. Bir de bu sahnelerin mükemmele ulaşılabilmesi için en az bir kez çekiliyor olduğunu düşünürsek çocuk aynı durumu birden fazla kez yaşayabilmektedir.

Televizyon dünyasında bulunan çocukların okul ve gündelik düzenleri de olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı çalışma saatlerini yaşa göre düzenlemiş olsa da bu süreçler belli bir program akışı gerektirir. Çocuklar; okuldan izin alınması, devamsızlığın artması veya okul sonrasında çocuğun evde dinlenmesi gereken saatlerde sette bulunuyor olması gibi olumsuzluklarla karşı karşıyalar. Öte yandan uyku ve beslenme saatleri de düzensizleşmekte, bu durum da fiziksel gelişimlerini en verimli çağlarında negatif yönde etkilemektedir. Zamanla dizi sektörünün cazibesine kapılarak, okuldan soğumaları da söz konusu olabilmektedir. Okul içerisinde de oyuncu profilleri göz önünde bulunmakta, bununla övünebilmekteler. Bu da sahip olmalarını beklediğimiz mütevazı kişilik yapısının yerine kibirli ve narsisistik bir yapılanmanın kapısını arayabilir. Bu durum sosyal çevredeki samimi ilişkilere de zarar getirebilmektedir. Ünlü oldukları için çevrelerinde çıkar ilişkileri meydana gelebilir veya ünlü olup gereğinden fazla dikkat çektikleri için sevilmeyebilirler.

Dünyanın birçok yerinde çocuk oyuncular yoğun ilgi görmektedir. Genellikle halk tarafından çok sevilirler. Gerek çevreden gerek çocuğun kendi yakın larından yana yoğun bir talep vardır bu çocuklara. Gözde konumda tutulurlar ve popüler hale gelirler. Bu durum da tablonun menfi taraflarından biridir.  Dizi bittiğinde, çocuk artık ekranda görünmez olduğunda, eskiden gördüğü ilgiyi şimdi nereden görecektir? Eskiden gördüğü ilgiyi artık göremez olan çocuk hayal kırıklığı yaşar. Akabinde duygusal problemler gelişebilir. Özellikle 3-6 yaş arası dönemde bu yoğun ilgiye alışan çocuk, her zaman böyle olacağını düşündüğü için, eski tabloyla karşılaşmadığında büyük bir buhran yaşar. Ki bu durumu, ailesi tarafından kural konmayan, her istediği elde edilen sıradan çocukların yetişkinliğinde bile görmekteyiz. Çocuk oyuncuların yaşadığı duygu durum düzeyi daha fazlasıdır.

2-8 yaş arasındaki çocuk oyuncularda parmak emme, bebeksi konuşma, alt ıslatma gibi gelişimsel gerileme problemleri ile depresyon, kaygı, öfke nöbeti gibi olumsuz durumlar yaşadığı görülmektedir.  Daha büyük çocuklarda ise madde kullanımı, akademik düşüklük, alkol, izolasyon, yalana başvurma gibi menfi durumlar görülebilmektedir. Bu tür medyatik ortamlarda maalesef ki madde kullanımı yoğun olmaktadır ve bu durum doğal olarak ergenlik dönemindeki oyuncuları olumsuz yönde etkilemektedir. Bir nevi madde ve alkol kullanımı toplumsal kabul niteliği taşıdığı için bu eğilimlere yönelirler. Buna ek olarak, çocukların bu tür ortamlarda kendi yaşlarının üzerinde beden olgunluğuna ulaştıkları gözlemlenmektedir. Bu da ne yazık ki ergenlik dönemindeki çocuklar için istismar ihtimalini artırmaktadır.

Ağırlıklı olarak yetişkinlerin bulunduğu iş ortamını düşünün. Orada yetişkinler için zarar arz etmeyen fakat çocuklara uygun olmayan her türlü eylem de gerçekleşebilir. Oyuncular molalarda sigara içebilir, aşırı çay-kahve tüketimi olabilir, aralarında çocuklar için uygun olmayan sohbetler gerçekleştirebilirler. Bunlar bile çocuklar için olumsuz olabilmektedir.

Çalışma koşullarının incelenmesi adına yapılan bir çekim alanı ziyaretinde, çocuklar için özel bir alan olmadığı, çocukların saatlerce bekletildiği ve sıkıldığı, dış alan çekimlerinde çocukların araçlarda bekletildiği, kapalı ve penceresi olmayan havasız ortamda içilen sigaranın dumanına maruz kaldıkları gibi bulgular elde edilmiştir. Çocuk oyuncuların anneleri ise eğitimlerinin sekteye uğradığını, anlaşma koşullarının şirkete göre değiştiğini, çocuğun tüm haklarının ajansa ait olduğu gibi veriler iletmiştir. Ne yazık ki çocuk, tüm haklarının bir ajans tarafından yönetiliyor olduğunun farkında bile değildir.

Küçük Osman’ı hatırlayın. Diziyi izlemeyenler bile tanır Osman’ı. Babasının ev sahnesinde masayı yerle bir ettiği, bağırıp çağırdığı sahneyi gözünüzün önüne getirin. Akabinde Osman’ın verdiği tepkiyi… Sizce o yaştaki bir çocuk bu denli bir role gerçekten rol olarak mı bürünmüştür yoksa o ortamdaki şiddetten gerçekten etkilendiği için mi?

Maalesef ki pek az çocuk oyuncunun duygusal anlamda etkilenmediği görülmüştür. Bu çocuklar aileleri tarafından gelişimi ve iyi oluş durumu için elinden gelenin en iyisinin yapıldığı çocuklardır.  Yine de zamanında var olan bu denli ilgi veya ağır çalışma koşulları bir miktar da olsa çocuklarda iz bırakabilir. Belki bu yazıyı okuduktan sonra, televizyonda gördüğümüz çocuklara bir de bahsettiğimiz bu açılardan bakabiliyor olursak, toplumun çocuk oyunculara olan bakış açısını daha da farkındalıklı hale getirebiliriz.

Çocuk oyunculuğu çocuğun ihmal ve istismarıdır. Çocuklar güvenli ve düzenli aile ortamında büyümeli, ünleri araya girmeksizin kendi gerçek kişilikleriyle arkadaşlık kurabileceği ortamlarda yetişmelerine fırsat verilmelidir. Gerçek başarıları bir televizyon dizisinde oynamak değil, kişisel ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilen, alabilecekleri sorumlulukları alarak özgüven sahibi olabilen, ahlâkî değerlerinin üstünlüğü gibi “gerçek” konulardan yana olmalıdır. Ve bunlara sahip olabilmeleri için, en güvendikleri iki limana; anne babalarına ihtiyaçları vardır.

Psk. Banu Arslan

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ