Türk Haber Saati

Devlet Anneliğe Teşvik Etmeli! Aile Kültürünün yok olması eşiğindeyiz…

Bünyamin Çelik

Bünyamin Çelik

Son günlerde bir tartışma aldı başını gidiyor. Aile Kavramı üzerinden Kadın ve Erkek Eşitliği veyahut Hakları adı altında, adeta ailenin içi boşaltılıyor. Belediyeler birbiriyle yarış edercesine ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ komisyonları kuruyor. Tehlike her geçen gün büyüyerek, cinsiyetsiz bir toplum inşasında, seviye çocuklara kadar iniyor. Ailenin yapı taşı olan Kadın, özbenliğinden koparılarak farklı hüviyetlere büründürülüyor..


Ülkemizde Son 10 yıldır bilerek yada bilmeyerek, küresel sermaye çetelerinin ailenin yok edilme projesine yağ sürerek aile Kavramı yok edilmektedir. Cinsiyetsizlik ve cinsiyet eşitliği Naraları ile toplumların beyni yıkanmakta, gelecek nesiller tehlike altında kalmaktadır..


Dediğimiz gibi son 10 yıldır sıklıkla dillendiren bu husus, ailenin dağılmasına sebep oluyor. Bu 10 yılda rakamlara göre 641973 kişi evlenirken, 1.218.458 kişi boşandı. Boşanmalar evliliklerin 2 katından daha büyük. Boşanma oranında evlendikleri ilk yıl boşanmalar. %49 ile yarı yarıya fark atmış durumda.. Boşanmalar en çok şu 5 sebepten kaynaklanıyor..

  1. Zina    %40
  2. Şiddet  %18
  3. Aşırı Güven  %30
  4. Zenginleşme  %20
  5. Kadının iş hayatına atılması  %40


Bu Boşanmalarda dikkat çeken ise Cinsiyet Eşitliği projelerinin etkin rol oynaması. İkinci büyük neden Devletin Annelikten ziyade Kadınları çalışmaya yönlendirmesi ve teşvik etmesi. Bu doğrultuda istihdam çalışmaları yürütmesi.

Cinsiyet Eşitliği propagandasına inanan bireyler, zamanla aile içerisinde üstünlük yarışına girmelerine neden oldu. Her şeyde olduğu gibi yönetim anlayışında da çift başlılık olması tartışmaların önünü açtı. Karı Koca arasında kavgalar baş göstermeye başladı. Oysaki Kadın ve erkek insan olarak birbirine eşittir. Ama Yaratılış fıtratı gereği birbirlerinden bariz derecede farklar. Allah İnsanları yaratırken birbirlerine eş olma görevi tayin etmiş ve burada Erkeğe farklı, kadına da farklı haklar tanımıştır. Öyleki İslam dininde Kadına sunulan imtiyaz ve ayrıcalıklar daha fazladır. Hatta kadına sunulan kolaylıklar erkeğe oranla daha yüksektir. O yüzden fıtrat gereği Kadın farklıdır, erkek farklıdır. Erkeğe gücü ve kuvveti nedeni ile Ailenin sorumluluğu ve iaşesi verilirken, Kadına en ulvi duygu olan Annelik duygusu verilmiştir. Ayrıca Kadına bütün toplumların ilk öğretmeni olma özelliği verilmiş ve Cennet dahi ayakların altına serilmiştir. İslam yine kadına tesettürü emrederek ona ayrı mana ve estetik kazandırmış, toplumda saygın bir yer vermiştir. Tüm bu gerçekler göz önündeyken Cinsiyet eşitliği demek İlahi Kudretin koyduğu kanuna karşı gelmektir..


İkinci bir husus bahsettiğimiz gibi kadının Annelik yerine çalışma hayatına teşvik edilmesi. Bu konunun bir çok zararı bulunmakta ve Aile hayatını adeta yok etmektedir. Bu zararları maddeler halinde açıklayacağım. Ondan önce değinmek istediğim bir konu ise Kadınların iş kolları tercihleri ise ayrı bir vahim durum. Kadının asıl iş hayatında bulunması gereken mesleklerden olan Kadın Doğum Doktorluğu %6 gibi rakamla en az tercih ettiği meslek. En yüksek tercih sırasında %33 ile Gıda sektörü ve %26 ile öğretmenlik gelmekte. Bununla birlikte Kadın işgücünün üstünde olan inşaat, demir çelik ve otomotiv sektöründe çok sayıda bayan çalışmakta.. Neyse biz maddelerimize geçelim…

  1. Çalışma hayatına atılan kadının önceliği Aileden çok iş yeri oluyor
  2. Çalışma ortamında İslami açıdan mahrem sıkıntısı olduğundan, aile yapısının manevi yapısı dağılıyor, ayrıca aldatma oranları da giderek artıyor..
  3. Anne ve Babanın çalıştığı ailede çocuklar ya dadı yada kreşe bırakılıyor. Akşam eve yorgun gelen anne ve baba çocuklarına yeterli vakit ayırmıyor. Buda Aile Kültürünün tamemen yok ediyor. Bu hal üzere büyüyen çocukların psikolojik vakalara yakalandığını gösteriyor.
  4. Çift maaş giren ailede bu seferde senin paran benim param kavgası başlıyor. Sonunda boşanmalar artıyor.
  5. Kendi ayakları üzerinde durduğuna güveni gelen kadınların bir çoğunda kocasının vasfı bitiyor.
  6. Kadınların iş hayatına yoğun şekilde katılım sağlaması, ülkede işsizlik oranını arttırıyor. Erkekler bu yüzden artık iş bulmakta zorlanıyor.
  7. Kadınlar işten olurum korkusuyla hamile kalmaktan kaçınıyor. Ülkede son yıllarda doğurganlık oranı epey azaldı.

Başka bir tehlike ise küresel baronların desteklediği, feminizm ve eşcinsellik korkunç bir şekilde artış gösterdi. Son yıllarda ülkemizde Feminist ve LGBT adı altında 74 tane dernek açıldı. Bazı dernekler ise kadın sığınma ve kadına şiddet adı altında aynı misyona büründü. 11 Mayıs 2011 yılında imzalanan ve 01 Ağustos 2014 yılında yürürlüğe giren İstanbul Anlaşması ise tam anlamıyla rezalet. LGBT dernekleri ile önde gelen kadın dernekleri aynı anlaşmaya imza atmış durumda. Bunların içinde tartışmalara neden olan Kadem Vakfı da var. Yusuf Kaplan hocamın dile getirdiği bu olayda ne yazık ki Yusuf Hocaya karşı bir linç kampanyası başlatıldı. Bende bu konuda Yusuf Kaplan ile aynı fikirdeyim.


Bu hususta bir skandala da Milli Eğitim bakanlığı imza attı. Toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı okul kampanyası ve 9. İle 10. Sınıflarda cinsiyet eşitliği dersi koymasıda ayrı bir facia..

Neyse konuyu toparlayacak olursak, bu işin bir an önce önlemleri alınmalıdır. Yoksa önümüzdeki 10 yıl içinde ortada aile diye birşey kalmayacak. Toplum üzerinde ciddi bir mana cinsiyetsizlik ve eşcinsellik baskısı var. Bu baskıya en çok maruz kalan ise çocuklar. Şu anda dikkat edin moda sitelerinde kadın erkek kıyafetleri dahi aynı tasarlanıyor. Giderek İslami gelenekten, Türklük örf ve ananelerinden uzaklaşarak başka kültürlere empoze olmuş durumdayız. Devlet yetkililerine çağrımı yineliyorum. Bunlara önlem alarak, Kadını çalışma hayatı yerine Ailenin merkezine Anneliğe Teşvik etsinler..

Rabbim Hakkımızda İnşallah Hayırlar getirsin…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com