Türk Haber Saati

Kayıp Krallığın Ölümsüz Aşk Hikayesi: Sellia..

Kayıp Krallığın Ölümsüz Aşk Hikayesi: Sellia..

M.Ö Frigya’da bir köle olan Sellia ile Kral Hellmus arasında dillere destan bir aşkın hikayesi. İmkanın ve maddenin sınırlarını zorlayan, görülmemiş bir sevgi ve sadakat. Ölümsüzlüğe uzanan, dalları budakları tarihi sarmalayıp kuşatan bir Aşk..

Sellia, güzelliği ile herkesi kendine hayran bırakan bir çehreye sahiptir. Maalesef bu yönde kaderi ile aynı güzelliğe sahip değildir. Anne ve Babasını kaybeden Sellia köle tüccarlarının eline düşmüştür. Yaşlı ve bunak bir ihtiyar tarafından satın alınmış, yıllarca dağdan odun toplayarak sahibine hizmet etmiştir. Güzel yüzünde her daim hüzün hakimdir. Gel gör ki takdiri ilahi bu yönde işlemektedir. Sellia yine bir gün ormanda ağaç keserken, Dönemin kralı olan Buldha’nın oğlu Prens Hellmus av için oradan geçerken Sellia ile karşılaşır. Gördüğü güzellik ve zerafet karşısında adeta büyülenir. Yavaşça yanına yaklaşarak adını ve ne iş yaptığını sorar. Köle olduğunu öğrenen Hellmus şaşırır. Sahibinin kim olduğunu sorarak, ona götürmesini ister. Sellia önde yürüyerek sahibinin evine Hellmusu götürür. Hellmus yaşlı adama 2 kese altın vererek Sellia’yı almak istediğini söyler. Yaşlı adam Altınları görünce hiç tereddüt etmeden sattığını söyleyerek, Sellia’yı Hellmus’a teslim eder…

Hellmus, Sellia’yı Saraya getirdiğinde, Sellia yüzü gözü his olmuş bir şekilde, elbisesi yırtık ve yapmalıdır. Hellmus sarayın hizmetçi kadınlarına Sellia’yı vererek ona bakmalarını ve kimseye söylememelerini emreder. Hizmetçiler Sellia’yı ilk başta hamama götürürler, ardından en güzel elbiseler giydirecek süslerler. Hellmus Akşam yemeği için Sellia’nın getirilmesini ister. Yemek vakti geldiğinde Hellmus, otantik mumların yandığı odada sabırsızlıkla Sellia’yı bekler. Sellia Hizmetçiler eşliğinde odaya girerken, Hellmus Sellia’nın güzelliği ve de Mühür gibi olan gözleri, zarif bedeni karşısında adeta nutku kesilir. Gözlerini uzunca bir süre Sellia’dan alamaz. Odada dakikalarca hiç ses çıkmaz. Her ikiside gözlerini birbirinden ayırmadan baka kalırlar. Hellmus’u içten büyük alevler kaplamış gibi, yüzü al al olur. Gördüğü Aşk’tan daha büyük bir haldir sanki.. Sellia konuşmaya başlar. Kadife gibi yumuşak bir ses tonu, fısıldamaya yakın bir inceliktedir. Ağzından çıkan her bir kelime Hellmus için tarifi zor bir duyguya hapseder. Hellmus tek bir kelime dahi konuşmaz. Daha doğrusu dili tutulur, anlatmak ister ama anlatamaz..

Aradan bir hafta geçer. Her ikiside birbirine kör kütük aşık olmuş durumdadır; lakin Hellmus’un aklında hep bu durumu babasına nasıl açıklayacağı yatmaktadır. Frigya geleneklerine göre, bir prensin köleyle evlenmesi yasaktır. Bu konuda uzunca bir süre ne yapacağını düşünür. Aklına yalanda olsa bir fikir gelir. Sellia’ya dönerek:

– “Hazırlan” der ve odadan çıkar. Babasına giderek, meclisi toplamasını, kendisinin bir şeyler açıklayacağını söyler. Kral ne olduğunu sorduğunda, Hellmus bunu mecliste ilan edeceğini söyler. Kral merak eder, onun için meclisin toplanacağını ilan eder.

Meclis toplandığında herkes, kralda dahil olmak üzere ne olacağını merak ederek beklemeye başlar. Bir yanda da bütün gözler kapıya kilitlenmiş durumdadır.. Tam o esnada Hellmus yanında Sellia ile birlikte salona girer. Kral ile birlikte herkes Sellia’nın güzelliği karşısında şaşkın bakışlar ile izlerler. Hellmus Kralın karşısında durarak, gür bir sesle, meclistekilere seslenir..

– Yanımda Gördüğünüz kişi Lidya prensesi Sellia dır. Kralımızın yüksek izniyle onunla evlenmek istiyorum der.

Meclistekiler bu ilanı memnuniyet ile karşılayarak, çılgınca alkış tutarlar. Kral Hellmus’un kulağına eğilerek, bu işin nasıl olduğunu sorar. Hellmus’da Sellia’yı görüp aşık olduğunu ve kaçırdığını söyler. Kral bu durumdan memnun olarak, düğün hazırlıklarının başlamasını emreder.

Tam 7 gün, 7 gece süren masalsı bir düğün yapılır. Düğünde ülke geneline yayarak, görkemli bir düğün olarak tarihte yerini alır. Düğün bittikten sonra Sellia ve Hellmus artık başbaşadır. Beraber geçirecekleri ilk gece, her ikisini de heyacan sarmıştır. Hellmus Sellia’ya yaklaştıkça vücudunu bir ateş ve titreme sarar. Buna rağmen Sellia’ya yaklaşarak alnından öper. İşte tam o anda dahada titremeye başlar. Sellia her ne kadar teskin etmek istesede, başarılı olamaz. Bu durum sabaha kadar bir kaç kez tekrar eder; lakin Hellmus bir türlü Sellia’ya dokunmaya cesaret edemez. Kalbinde ki Aşk duygusu öyle bir safhadadır ki, sevdiğine her yaklaştığında kalp atışlarını bir türlü engelleyemez. Sellia geçen günler içerisinde her çabasına rağmen bir adım dahi öteye gidemez. Sellia Hellmus taki bu saf Aşkı tanıdıkça Hellmus’a Aşkı daha da artar. Aradan bir ay geçmesine rağmen beraber yatmak nasip olmaz. Sabaha kadar birbirlerine Aşk Sözleri fısıldıyarak günlerini geçirirler..

Sellia ve Hellmus arasında bunlar yaşanırken, Kral hastalanarak hayatını kaybeder. Ölüm esnasında yerine Hellmus’a bırakır. Hellmus artık ülkenin Kralıdır. Bu arada Hellmusun kardeşi Britenyus abisine karşı iyice düşman kesilir; lakin belli etmez. Hem Krallığı Abisine kaptırdığı gibi, Sellia’ya karşıda büyük ilgi duyar. Hatta krallıktan çok gözü yengesindedir. Bu kıskançlık ve haset Britenyusu içten içe eritip bitirir.

Frigya’da bunlar yaşanırken, Lidya’da prenses kaçırma yalanı saraya kadar ulaşmıştır. Lidya Kralı Krezüs, bu olayı anlamak için kendisi ile birlikte bir kaç adamıyla tüccar kılığında Frigya’da gider. Frigya’da bir kaç gün gezdikten sonra Saraya giderek, kendini tüccar olarak Kralla görüşmek istediğini belirtir. Amaçları Sellia’yı görmektir. Kral Hellmus görüşme talebini olumlu karşılar. Hellmus nereye giderse gitsin Sellia ile beraber gitmektedir. Onu bir an dahi yanından ayırmaz. Krezusun karşısında da Sellia ile birlikte çıkar. Kresüz Sellia’yı gördüğünde güzelliğine hayran kalır. Hellmus ile ticaret hakkında bilgi vererek saraydan ayrılır.

Kresüz Lidya’ya döndüğünde danışmanlar meclisini toplayarak, yalanda olsa prenses kaçırmayı bahane edip, Frigya’ya savaş açmak istediğini belirtir. Kresüzün asıl amacı hayran kaldığı Sellia’yı kendine almaktır. Meclis Kralın isteğini karşılar ve Frigya’ya Savaş ilan eder. Haber Frigya’ya ulaştığında, hazırlıklar başlar. Hellmus durum karşısında şaşkındır. Çünkü böyle bir kaçırma olayı yoktu. Bir yalandan ötürü iki devlet resmen savaşa girecekti. Hellmus şaşkınlığını atlatacak orduya toplanma emri verdi. Hellmusun savaş konusunda hiç bir korkusu yoktu. Ülkesinde kahraman savaşçı olarak biliniyordu. Hellmus bu savaşı kazanacağına emindi. Tek sıkıntısı bir süreliğine de olsa Sellia’dan ayrılacak olmasıydı. Ordunun başında olması gerekiyordu ve savaş alanına Sellia’yı zaten götürmek uygun olmazdı..

O An geldi. Vakit artık ayrılık vaktiydi. Hellmus Ordunun başında savaşa gidecek, yerine kardeşi Britenyusu bırakacaktı. Sellia’yı da kardeşine teslim ederek, onu kollayıp gözetmesini isteyecekti. Sellia buğulu gözlerle savaş için hazırlanan ordunun başına bakıyordu. Hellmus gitmeden son bir kez balkona baktı. Sellia’nın buğulu gözlerine bir kez daha baktı. Bilemezde ki bu son bakışın artık tekrarı olmayacağını. Kendini toparladı, gözünden bir iki damla yaş süzüldü. Ordusuna dönerek hareket emri verdi. Sellia ordu tepenin ardında kayboluncaya kadar, gözlerini bir an olsun ayırmadı. Gözyaşları içinde bakakaldı.

İki ordu Mona vadisinde karşılaştı. Aralarında amansız bir savaş başladı. Öğlenden sonra savaş şiddetini artırdı. Her iki taraf da kayıplar veriyordu. Savaş tam 4 gün sürdü. Ağır kayıplar veren lidyalılar yavaş yavaş çekilmeye başladı. Savaş Hellmusun büyük zaferiyle sonuçlandı. Ordu ganimetleri toplayarak dönüş hazırlığına başladı.

Savaş devam ettiği esnada Saray Britenyusun kontrolü altındaydı. Bu savaş Britenyus için güzel bir fırsat olmuştu. Savaşı güçlü ordusu olan Lidyanın kazanacağını umuyordu ve abisinin bu savaştan sağ çıkamaz diyordu. Aklında Yengesi Sellia vardı. Havanın kararmasını bekledi. Karanlık çöküp, herkes odasına çekilince Sellia’nın odasına yöneldi. Sellia savaş başladığından beri uyku uyumamıştı. Gelecek müjdeli haberi bekliyordu. Halsiz ve Bitkindi. O esnada kapının açıldığını ve Britenyusun karşısında durduğunu gördü. Britenyus:

– Bir isteğin arzun varımdır diye Sellia’ya seslendi. Sellia yok manasında kafasını salladı. Britenyus tekrar kapıya yöneldi ve kapıyı sıkıca kilitledi. Sellia gideceğini zannederken kapının kilitlenmesi ile ürperdi. Korku dolu gözlerle Britenyusa bakarak ne olduğunu anlamaya çalıştı. Britenyus da gıcık eden bir gülümseme ile Sellia’ya:

– Artık benimsin. Bu saatten sonra kimse seni benden alamaz..

Diyerek Sellia’ya yöneldi. Sellia korku ile kendini kaçırmaya çalışsada Britenyus eteklerinden yakaladı. Sıkıca sarılarak yatağa attı. Sellia avazı çıktığı kadar bağırsada kimse sesini duyamazdı. Halsiz ve bitkin gücüyle direnmeye çalışsada kendini kurtaramıyordu. Elbisesi her tarafı yırtılmıştı. Britenyus şuurunu kaybetmiş gibi saldırırken Sellia bütün kuvvetiyle sağ kolunu koparırcasına ısırdı. Britenyus acı içinde sendeleği anda Sellia pencerenin olduğu yere koştu. Oda kilitli olduğundan kaçacak yeri yoktu. Britenyus öfkeden ve acıdan kabaran gözlerle Sellia’ya bakarak:

– Kaçacak hiç bir yerin yok! Seni benim elimden kimse alamaz diyerek bağırdı ve tekrar Sellia’nın olduğu tarafa yöneldi. Sellia her ne kadar Yaklaşma diye bağırsada faydası oldu. Pencerenin korkuluklarına çıktı. Britenyus bir an tedirgin oldu. Atladığı takdirde kendi sonunun ne olacağını düşündü. Sakın atlama bir şey yapmayacağım. Söz veriyorum dedi. Sellia:

– Derhal bu odayı terk et! Britenyus geri geri giderken tam o esnada Sellia Halsizliğin etkisiyle dengeyi kaybetti ve demir korkulukta asılı kaldı. Britenyus hızlıca koşarak yakalamaya çalıştı. Tam elini tuttuğu esnada Sellia hızlı bir şekilde metrelerce yükseklikten yere çakıldı. Britenyus ne yapacağını bilmez bir halde hiç bir şey olmamış gibi hızlıca odasına gitti. Elini yüzünü yıkayarak üstünü değişti. Yatağına oturarak korku ile ne yapacağını düşünmeye başladı. O anda kapının çalması ile irkildi. Kim O diye seslendi. Kapıyı çalan saray muhafız askeriydi. İzin alıp içeri girdi. Britenyus:

– Gecenin bu saatinde ne işin var asker diye sordu. Asker:

– Efendim Prenses pencereden yere düşmüş şekilde bulduk. Britenyus şok geçirmiş gibi davranarak:

– Ne diyorsun sen! Nasıl olmuş dediğinde asker:

– Bilmiyorum Efendim, ne yazık ki prenses Sellia ölmüş diyebildi..

Hellmus ordusu ile dönerken saraya yaklaşmıştır. Bir yanda Sellia’ya kavuşacak olmanın sevinci, bir yanda da içinde tarifi zor bir sıkıntı. Hellmus son tepeyi aşarken artık saray görünmeye başlamıştı. Saraya yaklaşırken gözüne bir ateş ilişti. Bu ateş en son babası öldüğünde yakılan Matem Ateşiydi. Ölen büyük kişilerin anısına yakılıyordu. Hellmus atını iyice hızlandırdı. Kesin ters giden bir şeyler vardı. Bütün gücüyle hızlanarak ülkenin güneyinden girip, saraya yöneldi. Sarayın önünde bir kalabalık, belki zafer kutlaması içindi dedi içinden ; ama bu Matem ateşi neyin nesiydi. Hızlıca sarayın koridorlarından meclis salonuna girdi. Bütün heyet oradaydı. Britenyus Abisini görünce korkudan bir şey diyemedi. Başını öne eğdi. Zaten herkesin başı öne eğikti. Hellmus tahtına oturup, neler olduğunu soruyordu; lakin kimse cesaret edip diyemiyordu. Baş bilge Cesaretini toplayıp, kralın karşısına geçti. Hellmusun çocukluğundan beri hep yanında olan tek isimdi Baş bilge. Baş bilge nefesini toplayarak:

– Kral Hazretleri Zaferimiz Kutlu olsun dedi. Hellmus bütün bakışlarını bilgeye topladı. Bilge devam etti…

– Zevceniz Kraliçemiz.. Hellmus ayağa kalktı ve Salonu titretircesine bağırarak:

– SAKIN! SAKIN! Diye haykırdı. Başbilge:

– Kraliçemiz Sonsuzluğa yürüdü. Diyebildi.. Salon adeta buz kesti. Hellmus resmen şoka girmiş gibi boş boş bakınmaya başladı. Zaman durmuştu sanki. Sessizliği yine Başbilge bozdu:

– Efendim Kraliçemiz Pencereden atlayarak intihar etti…

Hellmus dizleri üstüne çöktü. Yaşananlara anlam veremiyordu. Olamaz Hayır olamaz diyerek, bütün gücüyle Hayırrr.. Diye bağırdı. Bağırmanın etkisi o kadar büyüktükü salondaki herkes irkildi. Hellmus Baş bilgeyi önüne alarak Derhal beni ona götür diye emretti. Başbilge onu naaşın bulunduğu etrafı meşalelerle yanan mezar odasına getirdi. Hellmus Beni başbaşa bırakın diyerek meşaleler ile aydınlanan odaya tek başına girdi. Odanın tam ortasında bir ahit, üstünde ise her tarafı camlardan yapılmış tabut vardı. Hellmus tabutun başına geldiğinde Sellia’nın cansız bedenini görünce, gözyaşları adeta sele döndü. Tabutun üstü açıktı. Hellmusun gözyaşları Sellia’nın cansız yüzüne damlıyordu. Hellmus iki elinin ortasına Sellia’nın yüzünü aldı. Hıçkırıkları neredeyse kördüğüm olma noktasına ulaştı. O anda Sellia’ya seslendi:

– Ey sevgili! Bak artık sana dokunabiliyorum. Oysa sağken dokunamamıştım. Bak ellerim yüzünde, hissedebiliyormusun. Hem artık titremiyorumda. Ne olursun ses ver sesime… Ne olursun aç mühür gözlerini damga vur gönlüme.. Ve Anlat yine.. Yine fısılda Aşk kokan o sözlerini yüzüme..

Hellmus bu halde saatlerce ağlayarak yanında kaldı. Artık yorgunluktan göz kapaklarına hakim olamıyorum. Başbilge iki asker yardımıyla Hellmusu odasına çıkardılar. Hellmus derin bir uykuya daldı. Uyandığında sağ yanına baktı baktı baktı.. Artık O yoktu.. Gözlerinde yine yaş öbekleri.. Hemen Başbilgeyi çağırdı. İntihar etmesine bir anlam veremiyordu. Başbilgeyi ikinci bir emre kadar Sellia’nın defnedilmemesi talimatını verdi. Hellmus için artık hayat çok ağır gelmeye başladı. Aradan bir kaç gün geçmesine rağmen ne yapsa olmuyordu. En iyisi uyumak deyip, yatağına uzandı. Gözlerini bir açıp bir kapadı. Bir türlü uyku tutmamıştı. Yataktan doğrulup, bakışlarını yere çevirdi. Öylece düşünceye dalmışken, gözleri yerdeki bir noktaya kilitlendi. Eliyle kontrol etti, evet bu kan damlasıydı. Biraz ötesinde vazo kırıkları vardı. Yerinden hemen kalkarak pencereye yöneldi. Aşağılara bakarken, Sellia’nın eteğinden bir parça buldu. Evet bu intihar olamazdı. Hızlıca odadan çıkarak Başbilgeye meclisi toplamasını emretti. Meclis olağan hızıyla toplandı. Herkes merakla ne olduğunu anlamaya çalışırken, Hellmus gür sesiyle:

– Bu intihar değil, derhal bana ne olduğunu açıklayın dedi. Salondakiler şaşırmıştı. Onlarda intihar diye biliyordu. Britenyusu bir korku saldı o an. Hellmus Britenyusa dönerek:

– Derhal ne olduğunu bana açıkla! Britenyus korkudan ne diyeceğini bilemedi. Hellmus dikkatlice bakarken kolundaki yaraya uzun uzun baktı. Britenyusa yaklaşmasını emretti. Britenyus korkuyla önüne geldi. Hellmus kardeşinin elini tutarak kolundaki yaraya dikkatlice baktı. Kolundaki diş izlerini fark ettiğinde adeta öfkeden gözleri yerinden çıkacak gibi oldu. Britenyus Ne yapacağını şaşırdı. Yüce Kral diye söze girmeye çalışsada, Hellmusun sert tokadıyla ağzı kan dolacak kadar sendeledi. Salondakiler ne olduğunu anlamaya çalışırken, Hellmus:

– Derhal bu haini Matem ateşine atın diye emretti. Başbilge olayı anlamıştı. İki asker Britenyusu kollarından tutarak, sürükleyerek götürdüler. Britenyus Beni affedin diye her ne kadar bağırsada, sarayın bahçesinde yanan dev matem ateşinin içine attılar. Herkes olayın şokunu yaşarken, Hellmus:

– Yarın Cenaze töreni olacak diyerek salondan ayrıldı.

Gün ikindi vaktini geçtikten sonra Hellmus odadan çıkarak, tören alanına geldi. Hellmus tören başlamadan önce Başbilgeyi çağırarak ona:

– Ey Bilge beni iyi dinle!

Bundan sonra Devlet artık sana emanettir.. Bilge birden şaşırdı. Ne demek oluyordu bu. Hellmus:

– Ey bilge şaşırma artık Kral sen olacaksın.. Senden son isteğim beni Sellia ile birlikte gömeceksin. Baş bilge her ne kadar itiraz etsede Hellmus sonu sözü söyledi..

– Bu bir EMİRDİR… Ardından Başbilgenin şaşkın bakışlarıyla Orada bulunan Halka dönerek:

– Bundan sonra Kralınız Başbilgedir. Bana itaat ettiiğiniz gibi onada itaat edin. Diye seslendi. Halk ne olduğunu anlamadan Hellmus cenaze odasına girdi. Sellia’nın tabutunun içine girerek yanına uzandı. İki elini Sellia’nın ellerinden tutarak:

– Artık Tören başlasın. Dedi, Halkın şaşkın bakışları arasında, Başbilge çaresizce emri yerine getirdi. Tabutun üstünü örterek, Hellmus ve Sellia’yı mezara indirdiler. Hellmus kapalı tabutun içinde Başbilgeye son kez bakarak, gözleriyle toprağı serin üstümüze dedi. Başbilge hüzünlü ve gözyaşları içinde toprağın atılması emrini verdi…

Hellmus Sellia ile birlikte tarihin tozlu sayfalarına, ölümsüz bir aşkın hikayesi olarak geçti….

Bünyamin ÇELİK

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com