Özgür ve Savçı Ruhlu Kraliçe: Boudicca

Özgür ve Savçı Ruhlu Kraliçe: Boudicca

ritanya’nın özgür kraliçesi, Roma’nın korkulu rüyası ve halkını kucaklayan yüce yürekli kadın: Iceni kraliçesi Boudicca. Kraliçe Boudicca bu gün İngiltere’nin en meşhur ulusal kahramanlarından biridir. Bu kahramanlık eski çağın genel anlamda ortak özelliği olan ‘savaşçı’ kişiliğinden kaynaklanmaktadır. Zira diplomasinin savaş ile eş anlamlı olduğu, demir ve kas gücünün işbirliği ile sorunlara çözümlerin getirildiği ve etkileşimin birkaç bin silahlı kişinin faaliyetiyle gerçekleştiği antik dönemlerde bir liderin savaşçı kişiliği hariç başka herhangi bir özelliği ile halk kahramanı haline gelmesi beklenemezdi. Ancak burada hayranlık uyandıran fark demir ve kas gücünün müttefik olduğu zamanda bir kadının tüm narinliğiyle Roma gibi bir imparatorluğu sallaması, binlerce silahlı lejyoneri şehirlerinden sürüp çıkarmasıydı.

Adına heykellerin yapıldığı, kendisinden binlerce yıl sonra bile paralarda resminin olduğu asla unutulmayacak bir kraliçedir Boudicca. Öyle ki kendisinden sonra gelen birçok İngiltere kralı bile tarihin soluk renklerinde kaybolurken bu kraliçe binlerce yıl sonra bile hala tüm canlılığıyla ayakta dimdik durur ve pelerininin üstündeki o rengarenk pitikarelerinin ışıltısı bu gün bile görülebilir! Zamanının önde gelen pek çok kralının yitip gittiği bu gün bile hala paralardan ve madalyonlardan İngiltere ve dünya halkına göz kırpmaktadır Kraliçe Boudicca. Peki İngiltere halkını kendisine hayran bırakacak ve binlerce yıl unutulmayacak bu kahramanlığın öyküsü ne idi, bu şanlı kraliçe ne yapmıştı da ismi, kendisinden binlerce yıl sonra bile, hala Britanya adasında hüküm sürmekteydi?

Britanya’nın antik kraliçesinin öyküsü kocası Iceni kralı Prasutagus’un 60 yaşında vârissiz ölmesi ve mirasını kendisi ve iki kızına bırakmasıyla başlar.[2] Kral Prasutagus’un hesabına göre Britanya’nın yönetimi ve kendi mirası İceni Kraliçesi Boudicca’ya kalacak ve Roma bunu kabul edince düzen bozulmadan gidecekti. Ne ki Kral Prasutagus’un hesaba katmadığı ya da katmak istemediği bir gerçek vardı: Roma kanunlarına göre kadınlara İmparatorluk mirası kadına kalamazdı ve bu nedenden ötürü kralın bu planı kabul edilemezdi. Roma pek çok imparatorluğun yaptığı hatayı yaptı: Britanya’yı salt kendi kanunlarına göre yönetmeye kalkıp bu bölgenin geleneksel kurallarını açıkça hiçe saydı; bu ölümcül bir hata idi. Zira binlerce yıl hüküm süren geleneksel bir düzeni bozmak o bölgede çok ciddi bir kaosa sebep verirken o bölgeyi sonradan gelen efendinin düzenine entegre etmek de bir o kadar zalimce ve despotça idi.

Beklenildiği gibi Roma, Kral Prasutagus’un kararını oldukça aşağılayıcı bir şekilde reddedecekti: Kraliçe kırbaçlanacak ve kızları tecavüze uğrayacaktı! Roma İmparatoru Nero Iceni kralının mal varlığına el koydu ve Iceni kabilesini aşağılanmaya tabi tuttu.[3] [4] İmparatorun bu ani ve ilkel tepkisi Britanya adasının genelinde küskünlüğe ve nefrete neden oldu. Ne ki nefret ve isyan güçlü bir liderle buluşunca güçlü bir eyleme dönüşebilirdi. İşte Iceni kraliçesinin rolünün hayati öneme sahip olmasıda tam olarak bu felsefede gizliydi. İceni kraliçesi kaderine razı olmadı ve bu aşağılayıcı tepkiye büyük bir liderlik kabiliyetiyle karşılık verdi. Britanya halkının nefreti ve isyanına liderlik eden İceni kraliçesi arkasına büyük bir güç toparlayacak ve Roma ordusunun üzerine yürüyecekti. Roma kendi canavarını kendi yaratmıştı, pek çok güçlü imparatorluklar gibi.

Boudica’nın gerçek hikayesi asla kesin olarak bilinemeyecek ve detaylı anlatılamayacaktır. Çünkü isyan sırasında birçok veri yok edilmiştir. Yani isyancı kraliçenin hikayesi yine onun takipçileri yüzünden tarihin soluk gölgelerinde hapis olmuştur. Bu durumda Boudicca’nın yazılı hikayesi Romalı kaynaklara dayanmaktadır ve doğal olarak kraliçenin öyküsüne tam olarak nesnel yanaşılmamıştır.[5] Bu Romalı tarihçilerden Tacitus Iceni Kraliçesini oldukça zalim ve önlenemez bir barbar olarak nitelemektedir. Bu tarihçinin anlatımına göre Iceni Kraliçesi ele geçirdiği şehirlerdeki hiçbir sivile acımamış ve vahşi bir şekilde katliam yapmıştı. Romalı tarihçi isyan sırasında 70.000 Romalı ve Roma yanlısı İngilizin hayatını kaybettiğini aktarır. Yine aynı tarihçiye göre Iceni Kraliçesi bir savaş arabasının üstünde etrafına hitap etmiş ve konuşmasının içeriği oldukça heyecan verici bir konuşma yapmış ve Romalıların kendisine, kızlarına ve diğer tüm ada halkına yaptığı zulmü anlatmıştır. Yine aynı tarihçinin aktarımına göre Kraliçe Roma’nın krallığını kötüye kullandığını ve adada haksız yere zulüm yapmakta olduğunu bu nedenle davasının adil olduğunu haykırmaktaydı.[6] [7] Tam olarak bu gibi nesnel anlatımlar sayesinde, olanca Roma tarafgirliğine rağmen, bu koca yürekli kraliçe ile ilgili pek çok yönden aydınlanabileceğimiz bilgilere sahibiz.

Lakin Tacitus’un aktardığı ’70.000’ ölü iddiası oldukça tartışmaya açık bir konudur. Tacius’a göre Iceni kabilesinin ‘canavarı’ Comulodunum ve Cholchoster şehirlerine girdiğinde kadın çocuk demeden 70.000 kişiyi katletmiş ve şehri yakıp yıkmıştır. Dahası kana doymayan bu kraliçe ölü kadınların bedenlerine de işkence yapmıştır. Tüm bu iddialar Roma’dan ölesiye nefret eden ve Roma’dan intikam almak için gözünü karartmış birini lekelemek için oldukça yeterlidir. Zaten Romalılarca ‘barbar’ olarak görülen birinin bu derece vahşi olmadığı neden sorgulansındı ki? Romalı yöneticiler açısından bakıldığında ortada oldukça vahşi ve barbar, Roma’ya ihanet etmiş ve binlerce Romalının kanını dökmüş bir şeytan vardı ve Roma halkı buna çok rahat inandırılırdı. O dönem için kimsenin sorgulamayacağı bir durumdu bu. Lakin işe profesyonel açıdan yanaşıldığında ortaya çok daha değişik bir durum çıkacaktır: Kitlelerin kontrolden çıkması gerçeği.

Şu asla unutulmamalıdır ki isyan çıktıktan sonra kontrol asla liderde olmaz çünkü disipline edilmemiş, tamamen nefret içgüdüleriyle hareket eden bir grubun kontrol edilmesi olanaksızdır. Romanın profesyonel askerlerinin bile savaş sırasında kontrolünün zor olduğu ve savaş sonrası suçların tamamen ortadan kaldırılamadığı bir gerçeklikte tamamen isyancı kabilelerin kontrolünü sağlamak takdir edilir ki imkansız olacaktı. Dahası bu isyancı gruplar uzun zamandan beri Roma zulmünde kalmış, Romanın ağırlığı altında ne zamandır ezilmiş hatta aralarında Kraliçelerinin iki kız çocuğunun da maruz kaldığı tecavüz olaylarına maruz kalmış insanlardı. Yıllarca böylesi bir nefretle yüklenen bu topluluk ok yaydan çıktığında önüne geleni harap edecekti ki isyanı çıkarma sebebi de tam olarak bu değil miydi? Dahası ve en kötüsü bu nefretle dolmuş isyan topluluğu Roma şehirlerinde yaşayan halkları da kendilerine zulüm edenlere ortak ortak görüyorlardı. Çünkü Romanın müreffeh şehirlerinde yaşayan bu halk Romanın kanlı paralarıyla besleniyor ve Romanın Britanya halkından çaldığı altın ve diğer mülklerle zenginleşiyorlardı. Bir anlamda Britanya halkı kendilerine ait olanı en sert bir şekilde almaya geliyorlardı. Böylesi bir durumda bir liderin ‘Roma halkının da bir insan olduğu ve onlara dokunulmaması gerektiği’ gibi bir emir vermesi asla beklenemezdi. Bu emir verildiğinde ise nefret kitlelerinin nasıl bir tepki vereceği asla öngörülemezdi.

Özetle Kraliçe Boudicca’nın isyancı ordusuyla düşmanından hiç zulüm görmemiş şu veya bu sebepten ötürü savaşa tutuşmuş bir profesyonel ordu asla bir tutulmamalıdır. Çünkü zulüm görmüş bir savaşçı kin ve nefret dışında hiçbir insani duygulara sahip olamaz.

Diğer İçerikler  Mescidi Aksanın Tarihi ve Önemi

Bu ihtimalin dışındaki diğer bir ihtimal ise Kelt isyancılarının Roma’ya gözdağı vermek isteme düşüncesidir. İşin gerçeği kin ve nefret sayılabilecek tüm ihtimallerde ortak noktamızdır lakin bu ihtimali ilkinden ayıran en temel nokta Keltlerin Romalıları korkutup adadan sürmek, hiç değilse morallerini bozmak yoluyla verimli bir savaş yapmalarını engellemekti. Çünkü isyancılar ve yöneticileri şunu çok iyi biliyorlardı: Roma’nın profesyonel lejyonerlerine karşın büyük çoğunluğu zırhsız, deneyimsiz, disiplinsiz ve daha da kötüsü kaliteli silahtan yoksun bir isyancı kitlesi. Böylesi bir durumda gerçekçi düşünen bir yönetici veya komutan hemen çeşitli strateji belirleyebilir ve bu anlık stratejiler ne yazık ki bazen oldukça ilkel ve vahşi olabilirdi. Aksi halde Kelt isyancılarının Romalı lejyonerler karşısında çok şansı olmayabileceğinden bir şekilde Romalı lejyonerlerin gözü korkutulmalı, ölüm duygusu ruhlarına işlenmeli ve savaşma isteği ya düşürülmeli ya da toptan yok edilmeliydi. Dahası bir kolonideki halk devletin o bölgede hak sahibi olması için en vazgeçilmez bir tapu senedidir. Muhtemel ki bunu da çok iyi bilen Britanyalı isyancılar ve şefleri böylesi bir talan ve yıkımı gerçekleştirmiş olabilir.

Diğer bir ihtimal ise herkesin çok yakından bildiği klasik ‘karalama kampanyası’dır. Her şeyden önce bu vahşeti bizlere aktaran Romalı bir tarihçidir. Bir konu hakkında bir kaynak ele geçirildiğinde ilk dikkat edilmesi gereken detay bu kaynağın ‘nereli’ olduğudur. Bu detay gözden kaçarsa hayatımız boyunca hiç tanımadığımız bir insan veya gruba haksızlık yapmış oluruz ve bu dünyanın en kötü hislerinden biridir. Tacitus döneminin bir tarihçisi olarak ‘aktarım’ görevinde bulunmuş ancak aktarımını yaparken ister istemez araya yorumlarını da sıkıştırmıştır. Bu son derece insanı hatanın en büyük gerekçesi Icena Kraliçesinin bizzat kendi devletine başkaldırmış ve pek çok Romalı asker ve sivilin hayatını kaybetmesine neden olmuş olmasıdır. Böylesi bir durumda devletine bağlı bir insan ne kadar tarafsız kalabilirse Tacitus da o kadar tarafsız kalabilmiştir. Bu nedenle Icena Kraliçesinin son derece ‘canavar’ olarak tasvir edilmesi anlaşılır bir durumdur. Ancak işin bir de siyasi stratejik bir tarafı da vardır. Bir savaş durumunda veya bir imparatorluğun bölgede tutunabilmesi için bizzat kendi halkı tarafından meşru görülmesi gerekmektedir. Eğer kendi halkı yapılan kolonileşme faaliyetini meşru bulmaz ise o halde devletin o bölgeden düşmesi fazla uzun sürmeyecektir. Bu nedenle böylesi bir isyan hareketinde askerini ve devletini destekleyecek büyük bir halk kitlesine ihtiyaç duyan Romalı yöneticilerin ‘bu isyanın asıl nedeni bizlerin sorumsuz davranışlarıdır’ demesi beklenemezdi. Elbette ortada bir propaganda neferine ihtiyaç vardı ve muhtemelen Tacitus da bu yöntemin bir kurbanıydı.

Tüm bu ihtimaller göz önüne alındığında gerçekte bir suçlu aramak yerine Romalı yöneticilerin sorumsuzluğu nedeniyle ortaya çıkmış ve Roma’nın zalim otoritesine başkaldırı gibi temiz bir niyetle çıkılan yolda işlerin bir andan kontrolden çıktığı saptaması yapılabilir.

Peki Kraliçe Boudicca kendi halinde bir İceni kraliçesi iken nasıl bütün bir Britanya’nın özgür ruhlu kraliçesi olmuş, nasıl Britanya halkını arkasında toparlamıştı? Kraliçe mi çok etkindi yoksa bölge halkı isyanına önderlik edecek bir lider mi arıyordu? Ya da Romalı yöneticiler gereğinden fazla zalim miydi? Aslın hepsinden birer evet çıkmaktadır. Bu sorulara, önce İceni kabilesinden ve Britanya bölgesinden biraz bahsederek cevap vermek çok daha yerinde olacaktır. Zira bölge hakkında bir fikir vermeden direkt Boudicca’nın kahramanlık öyküsünü anlatmak zihinlerde pek çok soru işareti bırakacak ve ortaya oldukça eksik puzzle sahip bir resim çıkacaktır.

Iceni kabilesi Doğu Anglia olarak bilinen Güney İngiltere’nin bir bölgesine yerleşmiş, barışçıl ve kendi halinde bir Kelt kabilesi idi. Iceni kabilesi kuzey ve doğudan denizlerle çevrili iken geri kalan sınırları yoğun ormanlarla kaplıydı ve bu nedenle herhangi bir istiladan oldukça uzak, asla işgal edilemez olarak görülüyordu. Ekonomisi tarıma dayalı olan ve bunun yanında kumaş dokumacılığı ve çömlekçilik de yapan Iceni halkı Halsstad kültürünü yaşayan insanlarla karışmış halde idi ve bu halk, elde edilen bulgulara dayanılarak, tunç çağından beri bu bölgede var idi. MS. 43-45 yılları arasında, bazı kaynaklara göre Kelt soyundan olmayan, Boudicca, Iceni prensiyle evlendi ve böylece Iceni kabilesindeki macerası da başlamış oluyordu Boudicca’nın. Iceni kraliçesinin aslında Kelt kökenli olmadığını ileri süren bazı otoriteler bulunmaktadır ve bu otoritelerin dayanağı o dönemde yöneticilerin dışarıdan evlilik yapma alışkanlığına sahip olmalarıydı. Kelt kabilelerinin üst yöneticileri prestij ve iktidar gibi faktörlerden ötürü yaygın bir şekilde dış evlilikler yapardı.[8] [9] Bu anlayıştan ötürü Iceni kraliçesinin de Kelt olmama ihtimali yüksekti.

Iceni kabilesinde bunlar olurken Roma İmparatoru Claudius Britanya’nın büyük bir kısmını ele geçirmekte ve bu tehdit yavaş ama kararlı bir şekilde Iceni kabilesine de gelmekteydi. Dahası Claudius Britanya adasının her bölgesine güçlü askeri koloniler kurmuştu. Bu durum Iceni kralı Prasutagus’un böylesi bir güç karşısında sonsuza kadar özgür olunamayacağı ve bu güç ile işbirliğine gidilmesi gerektiği düşüncesine teslim olmasına neden olmuştu! Iceni kralı Prasutagus, Roma ile hayatta kalma şartlarını görüşmek için Comulodunum şehrine gitti ve bu görüşme sonucunda bağımsız(!) bir ‘vassallık’ ortaya çıktı. Roma ile işbirliğinin sonucunda Iceni özgürlüğünden ödün verse de Iceni kabilesi varlığını ve kültürünü nispeten korumayı başarmıştı.[10] Bu, o dönemde Roma gazabına uğrayan ve bu gazap sonucu ciddi tahripler alan diğer Kelt kabilelerine göre oldukça yüksek bir başarıydı.

Ancak Iceni kabilesine karşı ihsan edilen bu klasik Roma hoşgörüsü Iceni kralı Prasutagus’un ölümüyle de son bulacaktı. Zira kral öldüğünde erkek varise sahip değildi ve daha önce de bahsettiğimiz gibi kabilesinin yönetimi ile tüm mirasını kraliçesi Boudicca ve kızlarına bırakacaktı. Ne ki Roma hukukunun imparatorluk mirasının kadınlara geçmesine izin vermemesi ve dönemin yaygın bir uygulaması olarak kral ölünce toprakların yönetiminin Roma’ya kalması anlayışı kral Prasutagus’un karanının hiçe sayılmasına ve hatta daha fazlasına da neden olacaktı.[11] [12] [13] Zira kralın bu kararı Roma tarafından ihanet olarak algılanacaktı. Roma’ya tabi olmanın bedeli Roma hukukuna da tabi olmaktı. Bunun sonucu da Iceni kabilesi ve Kraliçe Boudicca için oldukça korkunç olacaktı .

Ancak bütün bir Britanya Iceni kabilesinden ibaret değildi ve bu nedenle Roma, adanın pek çok yerinde ya mücadele halinde ya da gerisinde pek çok kırgın ve öfkeli topluluk bırakmış halde idi. Her şeyden önce Roma ordusu Keltlerin dinine karşı bir mücadele başlatmış ve bu mücadele gereği bölgeye Suetonius Paulinus adında bir vali göndermişti.  Kuzey doğuda Druidizm’in merkezi konumundaki Mona Adası’nın yönetim merkezini ele geçirmek için zorlu bir mücadele veren Romalılar hem başka bir konuyla ilgilenemez olmuşlar hem de Keltiklerin dinine saldırdıkları için adada büyük bir stratejik hata yapmışlardı. Bunun yanında bölgede Sezar döneminde Roma ordusuna isyan eden Druidlerin varlığı da Romalı yöneticileri endişelendiriyordu. Dahası bölgede pek çok Britanyalı ya topraklarından sürülmüş ya esir edilmiş veya köleleştirilmişti. Bu Roma mezaliminden sıyrılanlarda Roma vergilendirilmesine maruz kalmaktaydı. Dahası bu vergilendirme dışında Britanya’da konuşlanmış Lejyonlar için yiyecek temini yapmaya da zorlanan ada halkı özgürlük ile kölelik arasında ince bir çizgide hapsolmuştu! Tüm bunlar bölgeyi Roma karşıtı Britanyalı aktivistlerin merkezi haline getirdi ve Kraliçe Boudicca’nın olası tehdit ihtimali Romalı yöneticiler tarafından ihmal edildi.[14] [15] Bu durum kraliçe Boudicca’nın toparlanıp ve intikam alması için iyi bir fırsattı.

Diğer İçerikler  150 Bin Yahudinin İspanya'dan Kovulması

Ancak dahası da vardı; Romalı yöneticiler yaptıkları onlarca kritik hataya bir yenisini daha ekleyerek, MS. 56-60 yılları arasında, Kelt kültürünün büyük bir bölümünü tahrip etmiş olan İmparator Claudius’un adına,  Colchester’a Claudius tapınağını inşa ettirmişlerdi. Bu tapınağın yapılması bardağı taşıran son damla olmuş ve Britanyalı isyancılar daha da kızmış halde ne zamandan beri içlerinde tuttukları isyan ateşi için geçerli bir hedef bulmuştur. Zaten İngilizlere güçlü bir itiraz objesi sunan Romalı yöneticiler bir de Druidik dininin genel merkezine saldırı yapınca Roma’ya karşı güçlü bir isyan hareketi kaçınılmaz ve engellenemez oldu.[16] [17]

Ayrıca bir detay daha vardı; Iceni halkı her ne kadar hukuki bir geçerliliği olmasa da Kraliçe boudicca’yı liderleri olarak tanıyor ve kraliçelerini kabilenin başında görmek istiyorlardı.[18] Tüm bu Roma zulmünün yanında kraliçeye böylesi bir bağlılık, Kraliçe Boudicca’nın zorlanmadan Roma’ya karşı bir isyan için 100.000 kişilik bir güç toparlamasını sağladı zira Kelt kabileleri zaten olası güçlü bir isyana katılmaya oldukça hazır ve hevesliydi. Roma’nın şuursuz sömürgeleştirme ve tahrip etme hareketi Britanya adasında büyük rahatsızlığa sebep olmuş ve Roma’yı adadan söküp atmak için hazır kıta bekleyen Kelt isyancılarını güçlü bir lider dışında savaş için her şeye hazırlamıştı; o güçlü lider ise Kraliçe Boudicca olacaktı.

İsyanın ilk dalgası Britanyalılar için çok kazançlı olacaktı; Iceni Kraliçesi Boudicca önderlik ettiği isyan ordusuyla Camulodunum ve Colchester şehirlerinin üzerine yürüdü. Roma’nın Druidinizm dini ile mücadelesi gereği atadığı vali Suetonius Mona adasındaki ayaklanmadan dolayı Boudicca’nın isyan yürüyüşüne tepkisiz kalmak zorunda kaldı. İsyancıları durdurmak için harekete geçen Roma dokuzuncu lejyonu da isyancılar tarafından yok edildi[19] [20] ve böylece şehirler Boudicca’nın eline düşmüş oldu.

Bu şehirler adanın önemli Roma şehirleriydi ve Kraliçe Boudicca’nın isyan ateşiyle yanan ordusu tarafından adeta helak edildiler. O korkunç saldırıda şehir savunulamadı ve şehirler yakılıp yağmalandı. Şehirde yaşamakta olan hiçbir sivile merhamet edilmedi zira onlar Roma’nın adadaki işbirlikçileri olarak görülmekteydi! Ardından Londonium’a ilerleyen Keltik özgürlük savaşçıları Roma’nın büyüyen ticaret merkezi olan bu şehri de son bir felaket savaşıyla harap etmişlerdi.[21] [22]

Aslında Roma üç büyük şehrini bu kadar kolay bir şekilde ilk etapta kayıp vermezdi ancak Suetonius’un stratejisi gereği Boudicca’nın isyan ateşi üç şehri de harap etmeyi başarmıştı. Vali Suetonius, Kraliçe Boudicca’nın sayıca kendisinden çok üstün bir orduya sahip olduğu bilgisi nedeniyle  Londonium’u kaderine terk etti.[23] [24] Bunun yerine bekleyip daha iyi eğitimli ve hazırlıklı bir ordu ile isyancılarla mücadele etmek daha yerinde bir karar olacaktı ve İmparator Sezar’dan beri süre gelen ünlü bir Roma stratejisiydi bu: bekle, hazırlan ve en uygun zamanda saldır. Bu strateji Sezar’a isyan eden Galyalıların düştüğü hata gibi isyancıların ‘Roma ordusunu korkutup kaçırdığını’ sanması ve Roma’ya karşı gerçek bir zafer kazandıklarını düşünmeleri gibi bir hataya düşürmekteydi. Öyle sanıyoruz ki Kraliçe Boudicca’nın birlikleri de bu hataya düştüler bir anda hem sayısal üstünlüklerine hem de içlerinde o sönmek bilmeyen isyan ateşine güvenerek Roma ile korkusuzca yüzleşmeye hazır olduklarını düşünmeye başladılar. Elde ettikleri zaferler ise ellerindeki en büyük kanıttı!

Günümüzde pek çok uzman savaşın Romalılar tarafından nasıl bu kadar kolay kaybedildiğini tartışmaktadır ve varılan ortak anlaşma noktaları ise Roma ordusunun isyana hazırlıksız yakalanması ve Mona adasındaki ayaklanmanın Roma güçlerini bağlaması ile isyancıların karşısına çıkan Romalı askerlerin, yoğun ormanlara giren ve sessizce kaybolan küçük isyancı birliklerle başa çıkabilmek için kötü donanımlı olmalarıydı. Bu durum ağır hareket eden hazırlıksız olan Roma birliklerinin küçük ölçekli gerilla savaşı yapan Keltik savaşçılarına karşı oldukça dezavantajlı olmasına neden olmuştur. Tüm bu nesnel ögelerin dışında bir de manevi bir fark vardı: Britanya’yı kolonileştirmeye çalışan ve adada çıkarsal bir hırsla savaşan Romalılara karşı anavatanını korumaya çalışan fedakar Britanyalılar! Bu konuda Romalı komutan Suetonius özellikle açgözlü ve paracı askerleri suçlamıştır.[25] Para ve açgözlülük için savaşan bir asker disiplinini kaybettiği anda gerçek bir çöküşle karşı karşıya gelebilir ancak vatanı, ailesi ve sevdikleri için çarpışan birlikler ne kadar disiplinden yoksun olsa da savaşma hırsı oldukça yüksek noktadadır ve çarpışmaya daha cesurca atılır. Tüm bu stratejik unsurları ele aldığımızda Iceni kraliçesinin önderlik ettiği isyan savaşının ilk dalgasında nasıl zaferler kazandığı çok gizemli kalmamaktadır.

Ne ki isyan savaşının ilerleyen zamanlarında kader İngilizlere ihsanda bulunmayacaktı; Londonium’un tahrip olması pahasına birliklerini toparlamak için bekleyen Suetonius sonunda,  Canterbury ve St Albans’a bağlanan eski bir yol olan Watling Street’te, tamamen profesyonel 10.000 kişilik bir birlikle konuşlanınca yağma hareketlerine bir cavap verme zamanının geldiğine karar verip M.S. 61 yılında saldırı için ilk işaretini verdi. Henüz Romalıların ilk mızraklı saldırısında Britanyalıların hafif piyadeleri çok ağır bir kayıp vererek geri çekildiler. Ardında binlerce ölü bırakan bu Britanyalı isyancılar tarafından çıkarılan barbarca bir kaos nedeniyle gözden kaçırılan Romanın disiplinli ve kısa kılıçlı Lejyonları, sıkı disiplinli bir savaş düzeniyle, İngilizlerin çoğunlukla zırhsız (zırhlı olanları da oldukça yetersizdi) ve uzun kılıçlı birliklerine darbe vuracaktı. Bu darbe üstüne destek piyade birlikleri ve Romalı süvariler hızlıca isyancı Britanyalıların üstüne taarruz yapıp Boudicca’nın birliklerini adeta önlerine katıp sürekleyeceklerdi.[26] [27]

Ayrıca Romalı komutan Seutonius savaşın şehir bölümünde özellikle dar alanları tercih edip savaşı dar alanlara çekerek Kraliçe Boudicca’nın sayısal üstünlüğünü etkisiz hale getirecekti.  Dahası dar alanlarda yığınlar haline gelen Boudicca’nın adamları Romalı askerler için daha kolay bir hedef haline geldiler, bunun anlamı küçük öbekler halinde bir dizi toplu katliam demekti ve Romalılar soğukkanlı bir disiplin içerisinde hiçbir isyancıya acımadı.[28]

Yakın mesafe savaşlarında uzun kılıçların geçersiz olduğu İngiliz piyadelerince acı bir şekilde tecrübe edilirken savaş için sadece sayısal üstünlüğün geçerli olmadığı isyanı yönlendiren liderler tarafından acı bir şekilde tecrübe edilmişti.[29] [30] Ne ki bu deneyimsizlik Britanyalı isyancılara, 80.000 adamlarına ve de güçlü bir isyan ruhuna sahip özgürlükçü kraliçelerine mal olacaktı!

Ancak Britanyalıların bu denli kolay kayıp vermeleri, Roma disiplini ve yüksek savaş gücüne rağmen, çok da olağan değildi. Zira ne kadar da olsa kalbini özgürlük ateşi için meşale haline getirmiş yüz bin Britanyalı on bin kişilik Roma ordusu için ciddi bir tehdit idi. Ancak isyancı kitlenin istendik ölçüde disipline edilememesi, başıbozukluk ve strateji yoksunluğu ve ilk etaplarda kazanılan zaferler Kraliçe Boudicca’nın ordusu için Watling Street faciasını kaçınılmaz yaptı. İsyan ordusu ilk hatayı eğitimli 10.000 kişilik bir birlik toparlamış olan Roma valisi Suetonius’a karşı bir meydan muharebesini göğüslemesi oldu. St. Albans’dan yola çıkan ve açık alan savaşları konusunda yeterli stratejiye sahip olmayan bu isyan ordularının ölümcül hatasına Roma ordusunun cevabı havada disiplinli bir şekilde uçuşan ve hedefini genel olarak şaşırmayan çelik mızrak salvosu oldu. Daha ilk anlarda böylesi bir kayıp isyan ordusunun moralini büyük ölçüde düşürecekti. Dahası şehri yağmalarken kullandıkları yük arabaları da Roma ordusundan kaçarken önlerine barikat gibi çıkacak ve sıkışan isyancılar feci şekilde katledilecekti. Tüm stratejik hatalar bir arada toplandığında doğal olarak savaş beklenenden çok daha kısa sürecekti.[31] [32]

Diğer İçerikler  Çöldeki Gizemli Şekiller..

Savaş kaybedildiğinde 80.000 isyancı hayatını kaybetmiş, savaş alanı adeta kan gölüne dönmüştü. Kraliçe Boudicca’nın sonu ise oldukça tartışmalıdır: Roma tarihçisi Dio’ya göre Boudicca hastalıktan ölmüştür. Başka bir otoriteye göre bu feci yenilginin şoku nedeniyle hayatını kaybetmiş olan kraliçe, diğer bir otoriteye göre savaş esnasında öldürülmüş. Diğer bir Roma tarihçisi olan Tacitus’a göre Romalılara esir düşmemek adına zehir içerek hayata gözlerini yummuştur.[33] Bana göre eğer Kraliçe Boudicca savaştan sağ olarak kurtuldu ise intihar etmesi oldukça yükske bir olasılıktır aksi halde böylesi kesin bir mağlubiyet yaşayan Boudicca gibi bir liderin işin sonunda düşmana esir düşeceğini kestirmesi çok zor olmayacaktı. Romalılara esir düşmenin bedeli ise her Britanyalının iyi bildiği hazin bir sondu. Bu nedenle sağ kalan Boudicca için en iyi seçenek ‘şerefi ile ölmek’ olacaktır. Lakin Boudicca’ya ne olduğu bir gün araştırmalar sonuç verip mezarına ulaşıldığında kesin olarak anlaşılabilecektir ancak şuana kadar Boudicca’nın mezarına ulaşılamaması bu hazin sonun tarihin soluk renklerinin arasında silikleşmesine neden olmaktadır.

Savaş sırasında pek çok kişinin gözden kaçırdığı önemli bir detay daha vardı: İsyan savaşları sırasında hem Romalılar hem Britanyalılar kıtlık ve hastalıkla mücadele etmekteydi. Kraliçe Boudicca Romalılara karşı aldığı galibiyet ve Roma şehirlerini yağmalamaya, yakıp yıkmaya tabi tuttuğu sırada bile bu hastalık ve kıtlık nedeniyle zor zamanlar geçirmekteydi.[34] Bu durumun da, Romalılara nazaran daha disiplinsiz olan Britanyalıları yıprattığı söylenebilir. Zira kıtlık ve hastalık, savaş için yeterli gücü bulmak zorunda olan ve savaş esnasında Romalı lejyonlara nazaran daha az savaş gereçlerinden yardım alan Britanyalı savaşçılar için, oldukça zayıflatıcı bir unsur olacaktı. Bununla birlikte isyancıların salt uhrevi bir anlayışla harekete geçtikleri ve hastalık yüzünden ölen silah arkadaşlarına tanrılarının bir yardımda bulunmadığı gibi bir yorum çıkarmaları da isyan ateşinin sönmesinde önemli bir rolü olabilecekti.

Bu salgın hastalık ve kıtlık muhtemel ki şehirdeki on binlerce ölüden ve bu katliam ve yıkıma bağlı olarak duran tarımsal üretimden kaynaklanmaktaydı. Bu durum da düzensiz bir isyan sonucu başkaldıran Keltlerin yine kendi sonlarını hazırlaması anlamına geliyordu. Sonuçta toplumların içerisindeki nefret ateşi belli bir disipline sahip olduğu zaman isyana dönüşebilirdi; disiplinden yoksun bir nefret ateşi ise tamamen bir talan ve yağmadan ibaretti ve böylesi bir düzensizlik nefret sahibi topluluğu da eni sonu bitirecekti.

Sonuçta kader bir ömür köleliği tercih etmek yerine özgürlüğü için mücadele veren isyankar Kraliçe Boudicca’dan değil ekipman olarak tam donanımlı yüksek stratejili Roma ordusunun tarafını tutmuştu. Diğer bir deyişle hayat sadece ekipmanını iyi hazırlayıp zekasını en iyi şekilde kullanana merhamet etmişti. Bu nedenle aslında kahramanlık öyküsünün ara detaylarında olanlar sadece Kraliçeyi anlamlandırmaktan başka bir işe yaramayacak gibi durmaktadır. Muhtemel ki İngilizlerin, tarihleri boyunca bir daha bu şekilde, salt insan gücüne ve duygusal kahramanlığa dayalı, bir saldırı yapmamaları da buradan çıkardıkları dersin çok önemli bir payı vardı.

Icena Kraliçesi Boudicca Roma İmparatorluğu gibi pek çok devletin karşısında diz çöktüğü bir devlete, kendi halkı ve devletinin onuru için başkaldırmış ve Romanın o ünlü lejyonerleriyle göğüs göğüse çarpışmıştır. Her ne olursa olsun Icena Kraliçesi Britanya halkına özgürlük uğruna nasıl ölünmesi gerektiğini en etkili bir şekilde göstermiş, ne pahasına olursa olsun köleliğin ve vassallığın kabul edilemez olduğunu en şiddetli şekilde haykırmıştır. Belki Icena kabilesine ait değildi Kraliçe Boudicca ancak vassal olmaya pek meraklı olan Icenalı kocasından çok daha iyi ve samimi bir şekilde savunmuştu tüm Icena’nın ve Britanya’nın özgürlüğünü. Demir ve kas gücünün hakim olduğu bir devirde tüm narinliği ve asaletiyle bütün Britanya halkının önderi olmuş ve adanın en güçlü sesi olarak haykırışları Roma’nın kulaklarını yırtmıştı adeta. Roma’nın erkek egemen otoritesine karşın tüm kadınlığıyla karşı durmuş ve savaşçı ruhuyla pek çok lejyoneri sürüp çıkarmıştır Icena’nın yiğit kadını.

Şanlı Kraliçenin Romalıların üzerinde bıraktığı etkiyi şu sözler çok iyi anlatmaktadır:

‘‘Muazzam bir yapıya, korkunç bir görünüme ve acımasız bir ses tonuna sahipti.  Parlak kırmızı saçlarının büyük bir kütlesi dizlerinin üstüne çöktü: Büyük bükülmüş bir altın kolye taşıyordu ve üzerine birçok renge sahip tunik giymişti, üzerinde bir broş tarafından tutturulmuş kalın bir manto vardı. Şimdi onu izleyen herkese korku salmak için bir mızrak kavradı.’’[35]

-Dio Cassius (Dudley ve Webster, 54)

 

[1] English Monarchs, <http://www.englishmonarchs.co.uk/celts_2.html>.

[2] Encyclopedia Britannica (Ed.Melissa Petruzzello), https://www.britannica.com/biography/Boudicca, (ET: 01.23.2017).

[3] <https://www.britannica.com/biography/Boudicca>.

[4] BBC, < http://www.bbc.co.uk/history/historic_figures/boudicca.shtml>.

[5] Celtic Wedding Rings, < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>.

[6] Ancient History Encyclopedia (Ed. Joshua J. Mark), < https://www.ancient.eu/Boudicca/>, (ET: 08.11.2013).

[7] Celtic Wedding Rings, < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>.

[8] Ancient History Encyclopedia, < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[9] http://www.unc.edu/celtic/catalogue/boudica/catalog.html.

[10] < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[11] < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[12] Celtic Wedding Rings, < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>.

[13] Encyclopedia Britannica, <https://www.britannica.com/biography/Boudicca>.

[14] Ancient History Encyclopedia, < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[15] Celtic Wedding Rings, < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>.

[16] Ancient History Encyclopedia , < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[17] Celtic Wedding Rings, < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>.

[18] < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>.

[19] Ancient History Encyclopedia , < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[20] Celtic Wedding Rings, < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>.

[21] Ancient History Encyclopedia , < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[22] Celtic Wedding Rings, < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>.

[23] Ancient History Encyclopedia , < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[24] Celtic Wedding Rings, < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>

[25] Ancient History Encyclopedia , < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[26] Celtic Wedding Rings, < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>

[27] Ancient History Encyclopedia , < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[28] < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[29] Celtic Wedding Rings, < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>

[30] Ancient History Encyclopedia , < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[31] Celtic Wedding Rings, < https://www.celtic-weddingrings.com/celtic-history/boudicca-warrior-queen-of-the-iceni>

[32] Ancient History Encyclopedia , < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[33] < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[34] Ancient History Encyclopedia , < https://www.ancient.eu/Boudicca/>.

[35] http://www.unc.edu/celtic/catalogue/boudica/catalog.html.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com