Türk Haber Saati

Sadi Şirazi’den Muhteşem 10 Hikaye..

Sadi Şirazi’den Muhteşem 10 Hikaye..
0 views
05 Nisan 2019 - 23:59

Cemşid ve Çeşme Taşı Hikâyesi

Cemşid ve Çeşme Taşı Hikâyesi İyi huylu Cemşid11 meğer bir çeşme taşma şunlan yazdırmış; “Bizim gibi nice insanlar vardı, bu çeşme başında oturdu, dinlendi, sonra gözlerini kapayıverdi. Kimi mertlikle, kimi kuvvetle dünyaya hükümdar oldu. Ne ki aldıkları yerler hep geride kaldı. Süleyman peygamberi düşün. Mal-mülk, güç-erk her şey ondaydı. Tahtını sabah-akşam rüzgârlar taşırdı. Peki, şimdi o taht ve sahibi nerde? Asıl mutlu kişi, şöhretini ilmiyle adaletine borçludur. Gelen, gider; eken, biçer. İnsana iyi ya da kötü bir ad kalır geride. Düşmanını yendiğinde onu öldürme. Bu yenilginin acısı ona yeter. Düşmanının minnet ederek etrafında dolaşması; kanının, eteğine bulaşmasından daha iyidir.

Dara ve At Çobanı Hikâyesi

Daranın bir sürek avında askerlerinden uzaklaşıp ayrı kaldığını duy­dum. Bir at çobanı, koşarak ona doğru ilerliyormuş. Adamı tanımayan Daranın kalbine kuşku düşmüş ve kendine; “Bu gelen, düşmanlarından biri olsa ge­rek. Yanıma varmadan okumla onu öldüreyim.” demiş. Yayını germiş, okunu hazırlamış, biraz daha yaklaşsın diye beklemeye koyulmuş. Bunu gören çoban uzaktan seslenerek; “Ey İran’la Turan’ın şahı, ey ulu Dara; kem gözler senden ırak olsun. Ben düşman değilim. Efendimin atlarını besleyen basit bir çobanım ve işim yüzünden buradayım.”

Haykırışları duyan Dara rahatlamış ve gülerek; “Hey düşüncesiz adam, sana mübarek bir melek yardım etti. Yoksa öldüğün gün, bugündü.”

Çoban da gülerek karşılık vermiş; “İnsan iyiliğini gördüğü efendisine hiç kötülük düşünür mü? Haddimi aşarak size, doğru yolu göstermek ve bu bağ­lamda öğüt vermek istiyorum. Dostuyla düşmanını ayıramayan sultan, acizdir. Büyükler, küçüklerini bilmeli. Siz, beni sarayınızda defalarca gördünüz; atla­rı, meraları sordunuz. Şimdi ben muhabbet ve hürmetle geliyordum yanınıza. Ancak siz beni tanımadınız. Oysa ben, şu yüzlerce at içinde istediğiniz özellik­teki atı hemen bulup çıkarırım. Demek ki çobanlık, akıl-fikir işidir. Siz de be­nim gibi olun, sürünüzü iyi tanıyın, onları her türlü tehlikeden koruyun.”

Bu öğütler Dara’nın çok hoşuna gitmiş ve hemen oracıkta çobanı ödüllen­dirmiş. Utanmış kendinden ve içinden; “İnsan, bu öğütleri kulaklarına değil, kalbine yazmalı. Bir ülkede hükümdarın tedbiri, çobandan daha aşağı olursa, oranın yıkımıyla kırımı yakındır.” diye geçirmiş.

 

Rum Sultanı ve Bilge Hikâyesi

Rum sultanının, ilim ehlinden birinin huzurunda ağladığım duydum. Ona yana yakıla şöyle demiş; “Düşmana karşı koyacak gücüm yok. Şu kaleyle şu şehirden başka mülküm kalmadı. Oğluma ardımda güzel bir miras bırak­mak isterdim. Gör ki soysuz düşman, bende mecal bırakmadı. Bir çare düşün­meli, bir şeyler yapmalıyım. Aksi takdirde kahrımdan öleceğim.”

Bilge, bu yakarışlara karşılık sultana kızarak şunları söylemiş; “Boş yere ağlama sultanım. Aklınla gönlünden geçene ağlamak lazım. Bak şu haline, ömrünün çoğu geçip de gitti bile. Mülkün, ömrünün geri kalanı için yeterlidir. Öldükten sonra, yerine geçecek olandan sana ne! Bırak o, kendini düşün­sün. Her şeyi bırakıp ölmek yok mu kaderde? O halde cihanı ele geçireceğim diye bu kılıç, bu cenk niye? Geçirdin diyelim, bu kez de onu savunmak için kendini yıpratacaksın ve sonunda bırakıp bu dünyadan ayrılacaksın. Değer mi sence, bunca zahmete? İran şahlarından Feridun’u, Dahhak’ı, Cem’i örnek al; acaba şimdi hangisi hayattadır? Ebedi mülk ve saltanat ancak Allah’ındır. Üç beş günlük dünyaya bu denli meyletme. Ahiretini düşün ve ona göre tedbirli ol. Hangi sultanın malı-mülkü, altım-gümüşü, parası-akçesi geride kaldı? Tabi ki hiçbirinin. Ama hayır işleri farklı. Ardında hayırlı eserler bırakırsan şayet güzel adın daima hayırla anılır, ruhuna fatihalar okunur. Böylesi iyi insanların bedenleri çürüse de, adları ebediyete kadar yaşar gider. Sultanım, kerem ağacı dikip yetiştirmeye gayret et.

İlginizi Çekebilir   Şeyh Sadi Şirazi'den Dinlenmesi Gereken Sözler! Resimli..

Zira onun yemişi, diğer meyvelerden çok daha le­ziz ve ümit saçıcıdır. Cömert ol sultanım, lütuf ve ihsanda bulun sürekli. Yarın mahşerde divan kurulunca, herkesin derecesi dünyada yaptıklarına göre ayar­lanır. Padişahım, ibadet ve itaatte ileri olanın, Hak dergahındaki rütbesi yüce olur. Kalbine ihanet eden, ibadetlerini erteleyip itaate kusur işleyen kişi mah­şerde mahcup olur. Allah’tan hangi yüzle ne istesin! İş görmeden ücret iste­mek ne mümkün! Gaflet uykusuna yatanları kendi hallerine bırakma ki yarın yaptıklarından pişman olmasınlar. Tandır kızgın ateşteyken ekmeklerini pişi-remeyenlere benzer onlar. Ekinler harman vakti ürün verir. İş, işten geçtikten sonra çürüyen ekinlerin kime, ne faydası olur! İşte gaflette bulunup gevşeklik gösterenler, çürüyen bu ekinler gibidir.

 

Hatır Gözetmek

Ey ulu kişi, küçüklere zorbalık etme! Çünkü dünya bir kararda kalmaz; bugün zorbasın, yarın düşkün. Zayıfın kolunu bükme, sonradan güç kazana­cak olursa bunu sana pahalıya ödetir, ilk fırsatta ananı ağlatır. Kimseyi kandır­ma, ayağını kaydırma. Düşersen kaldıranın olmaz zira.

Ey ulu kişi, düşmanını kesinlikle küçümseme! Şu koskoca dağlara dik­katlice bakarsan, küçük taşlardan oluştuğunu anlarsın. Karıncaların birleşerek güç birliği edip yeleli aslanı helak ettiğini duymadın mı? Bir saç teli, ibri­şim kadar güçlü değildir ancak birkaçı bir araya geldiğinde zincirden bile sağ­lam olur. Hâzinenin yükünü tutmaktansa, dost tutmaya bak. Bırak dostların yerine hâzinen boş kalsın. Kimsenin işini sürüncemede bırakma. Sonra yığı­lır ayaklarına düşersin.

Ey düşkün insan, sen de güçlüye tahammül göster! Gün gelir belki sen de güçlü olur da halini anlarsın. Zorbalardan intikam almak için dostlarının elin­den tut. Zira dost eli, kuvvet elinden daha güçlüdür. Mazlumun kuruyup çat­layan dudağına söyleyin, gülsün. Zalimin dişlerinin dökülmesi yakındır. Sa­bahleyin davul sesleriyle uyananlar, bekçinin geceyi nasıl geçirdiğini nerden bilsin? Kervandakiler ancak kendi mallarını düşünürler. Sırtı yüklü eşeğe sa­hibinden başka kimsenin içi yanmaz. Say ki düşkünlerden değilsin. Peki bir düşkün gördüğünde niçin durur, ona yardım etmezsin? Bununla ilgili başım-. dan geçen bir olayı sana anlatayım. Sırası gelince konuşmamak kusur sayılır.

 

Bağdat’la Yangın Hikâyesi

Bîr gece halkın yanık bağrından çıkan ah ateşinin, Bağdat’ın yarısını küle çevirdiğini duydum. O anda adamın biri ellerini havaya kaldırıp Allah’a şöy­le dua etmiş; “Çok şükür, bu yangın dükkanıma zarar vermedi.” Yoldan geçen bir ulu kişi, adamın niyazını işitince onu uyarmak istemiş; “Ey bilgisiz adam, sen yalnız kendini mi düşünürsün! Koca şehrin yansı yanıp küle dönmüş, sense dükkânının kurtulduğuna seviniyorsun, öyle mi! İnsanların açlıktan ka­rınlarına taş bağladığını gören birisi, taş yürekli değilse, ağzına bir lokma ata­maz. Yoksulların açlıktan kan tükürdüğünü gören bir zengin, ağzındaki lok­mayı ne yüzle çiğner! Hasta sahibi sağlıklıdır diye düşünme, çünkü hastasının derdiyle kıvranmaktadır, Merhametli yolcular konak yerlerine vardıklarında, geride kalan dostları gelmedikçe uyumazlar. Diken taşıyan kişinin eşeği çamu­ra saplandığı zaman padişahların gönlü bundan muzdarip olur.”

İlginizi Çekebilir   Şeyh Sadi Şirazi'den Dinlenmesi Gereken Sözler! Resimli..

Mutlu olmak isteyen irfan sahibi kimseye Sadi’nin şu sözü yetişir. Dinler­sen sana da Öğüt vereyim; “Diken ekersen, gül biçemezsin,’

 

Gönül Rızası

Saltanattan daha yüksek bir makam olamaz, deme; zira yücelttiğin ma­kam, fakirin derecesinden daha üstün değildir. Yükü hafif insanlar, rahat yü­rürler. Sözün doğrusu budur. irfan sahipleri de bunu böyle kabul ederler. Eli boş kimse, sadece ekmek kaygısı çeker; padişahsa çok geniş ülkelerin idare­sini. Yoksulun akşama ekmeği varsa, gece Şam hükümdarı gibi rahat ve hu­zur içinde uyur.

Kaygı da geçer, sevinç de. Yeter ki ölmeyegörsün insan. İster başında taç, ister boynunda vergi; sonun toprak olduktan sonra ne fark eder! İster zengin­lik içinde yıldızlara değsin başın, ister yoksulluk çekip zindanlarda çürüsün gövden; ölüm kapısından girdikten sonra her şey biter; bütün insanlar o gün varlıkla yoklukta eşit olur. Ecel, başa gelince; insan, tanınmaz olur. Bilene, pa­dişahlık başa beladır. Dilencinin görünüşüne aldanma, gerçek padişah odur.

 

İyilik-Kötülük

İyi işli kimseye, kötülük uğramaz; kötülük edenin yoluna, iyilik bulaş­maz. Kötülük düşünen baş, kötü yol tutar; akrep gibi deliğinde fazla durmaz. İçinde iyilik düşüncesi yoksa; ha sen, ha taş, farkın olmaz! Güzel huylu dos­tum, kötüyü taşa benzetmekle hata yaptım. Çünkü taşın, demirin, tuncun bile faydası var. Böylesi kötülerin ölmesi iyidir, bırak gebersin. Her insan, hayvan­dan iyi ve değerli olamaz. Kötü bir insandansa, vahşi hayvanla yaşamayı yeğ­lerim. Çünkü kötü insanlar, en vahşi hayvanlardan da alçak ve onursuzdur­lar. Yalnızca yemeyi, içmeyi, uyumayı marifet zannedenler, hayvanlardan na­sıl daha değerli olabilirler! Yol bilen yaya, yol bilmeyip kılavuzu olmayan at­lıdan daha önce varır menziline. İyilik tohumu eken, huzur ve saadet harma­nına kavuşur. Ben ömrüm boyunca kötü bir adamın, güzel bir şekilde anıldı­ğını işitmedim. 

 

Zaman Ve Mülk

Mısır’lı büyük bir beyin ömrüne ecel askerlerinin hücum ettiğini duydum.Çok geçmemiş,parlak yanağındaki güzellik gitmiş,gün bitimi sararan güneşe dönmüş.Şehrin önde gelenleri,ecele çare olmadığını bildiklerinden ‘eyvah beyimiz elden gidiyor’ diye yakınıp ağlamaya başlamışlar.Oysa her taht,saltanat bir gün bitecektir;bitmeyecek tek saltanat Allah’a aittir.Artık son nefesinin iyice yaklaştığını anlayan bey titreyen sesiyle;’Mısır’da benim kadar büyük birisi daha yoktu.Gör ki sonum geldi,anladım ki her şey boşmuş.Dünyanın her türlü nimetini toplayıp yığdım ve fakat meyvesinden yiyemedim.Şimdi hepsini ardımda bırakıp düşkünler gibi çıplak gideceğim’ diye yakınmış.

Aklı başında olan kimse;dünyayı kendisine toplar,hem yer,hem bağışlar.Hayırlı şeyler yap ki, öldükten sonra peşini bırakmasın.Çünkü kazandıkların senin değildir.Ölüm döşeğindeki insan geride bıraktıklarının hasretiyle tutuşurken,ziyan korkusuyla yanar.Zengin kişi, hayatını çürüten ölüm döşeğinde de elini uzatır,ötekini çeker.Dile gelemediği için,söyleyeceğini eliyle anlatmak ister.El uzatıp çekmenin manası şudur:Bir yanda lütuf ve ihsan,beri yanda zulüm,açgözlülük ve hırs.

Dostum;elindeyken iyilik yap,yarın kefeni yırtacak değilsin.Güneş,ay ve yıldızlar daha nice zaman parlarken,sen başını mezarından kaldıramayacaksın.

 

Talihsiz Boksör Hikâyesi

‘Yokluk içinde yaşayan, açlıktan neredeyse ölüm derecesine gelmiş, talih­siz, zavallı bir boksör vardı. Yumruklarıyla para kazanamadığından kamını doyurmak için sırtıyla çamur taşımaya başlamıştı. Bu durum, çok ağırına gi­diyordu. Kimi zaman coşar, düşkünleri öldüren felekle savaşır; kimi zamansa ümitsizliğe düşer, hayata küserdi. Halkın tatlı tatlı geçindiğini gördükçe, bo­ğazına acı sular tıkanır, zehirlenir; çoğu kez perişan haline ağlayıp şöyle in­lerdi; “Şu dünyada benden daha beteri var mı acaba? Kimileri bal şerbeti içi­yor, kimileri tavuk, kuzu eti yiyor. Oysa ben ekmeğime sürecek yağ bile bula­mıyorum. Şu talihe bak; kedi, kürk giysin; ben, çıplak kalayım; olacak iş mi! Çamur işiyle uğraşırken, ayağım büyük bir hâzineye batsa, ne olurdu! Feleğin cilvesiyle hâzineme kavuşsam, ben de gün görsem, hayattan zevk alsam, üs­tümdeki sıkıntıları bitirip eğlenceye dalsam, fena mı olurdu!”

İlginizi Çekebilir   Şeyh Sadi Şirazi'den Dinlenmesi Gereken Sözler! Resimli..

Neyse duydum ki, boksör bir gün yine toprak kazıyormuş. Kazarken top­rakta ne görse beğenirsiniz? Dura dura çürüyüp parçalanmış, dişleri yere ka­rışmış bir çene kemiği! Kemik, kendi diliyle başlamış öğüt vermeye; “Arka­daş; yoksulluğunla düşkünlüğüne tahammül et,yarın toprak altında bu hale dönmeyecek misin? Akıbetin böyle olduktan sonra; ha şeker yemişsin, ha ci­ğer kanı içmişsin; ne önemi var. Hoş gör, iyi-kötü dönsün devran; bizsiz daha çok dönecektir.”

Çürümüş çene kemiğinin bu sözlerinden çok etkilenen boksör, içindeki kederi bir kenara atıp kendi kendine söylenmeye başladı; “Ey akılsız, tedbir­siz nefis! Yokluk, sıkıntı yükünü çekeceksin tabi. Boş yere kahrolup da ken­dini öldürme. Şu fani dünyada başı üstünde yük taşıyanla şan ve şerefçe başı göğe değenin sonunu kim bilebilir? Hem yarın yer değiştirmeyecekleri ne ma­lum? Bu dünyada keder de, sevinç de geçicidir. Ebedi kalan şeyse yaptıkları­nın karşılığıyla iyi adındır.”

Ey padişah; taht da fanidir, taç da; yalnız kerem kalır yanında! Kendini ta­lihli hissediyorsan lütuf ve ihsanda bulun, sana yaraşan da budur. Saltanatına, devletine, hizmetindekilere bakıp da böbürlenme boşuna. Zira senden Önce, senin gibi niceleri geldi geçti; senden sonra da gelmeye devam edecek. İzzet sahibi kimse, dinin emirlerine uygun hareket eder. Çünkü bilir dünyanın fani olduğunu^ Düzgün ve güçlü bir saltanatım olsun diyorsan dini onunla bera­ber düşünmelisin. Er-geç bu dünyayı sen de terk edeceksin; o halde altınları- nı çıkar, ihtiyaç sahiplerine pay et.

Bak, Sadî de öyle yapıyor. Ne ki, altını olmadığı için inci gibi sözler saçı­yor.,,

 

Yetimi Gözetme

Babasız kalan çocuğun başına gölge sal, onu himayene al, yüzünün to­zunu silip ayağındaki dikeni çıkar. Neden bu kadar zavallı, düşünmedin mi;kökü olmayan ağaç, hiç taze olur mu? Boynu bükük bir yetim gördüğünde, karşısına geçip de çocuğunu öpüp okşama. Ağlayınca, kim çeker nazını yeti­min yahut öfkelendiği zaman kim yatıştırır? Dikkat et, ağlamasın yetim; zira ağlamaya başlarsa, arş da titremeye başlar. Esirgeyerek sil gözyaşını, şefkatle al yüzünün tozunu. Baktın ki başında gölgesi yok, gölgende besle onu. Vaktiyle babamın kucağına yaslandığım zaman benim de başımda taç vardı. Hele be­denime bir sinek konmayagörsün, kaç kişinin gönlü bundan perişan olurdu. Ya şimdi? Düşmana esir düşecek olsam, dostlarımdan hiçbiri bana yar olma­yacak. Bir ben bilirim yetim çocukların halini. Çünkü çocukluğumda ben de babamı kaybetmiş idim.

Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI

THSMedia Basın Yayımcılık © Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.