DOLAR 6,7873
EURO 7,4825
ALTIN 375,29
BIST 104.954
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Gök Gürültülü

SOROKİN SOSYOLOJİSİYLE DEĞİŞIMİN M’Sİ COVID-19 ÖRNEĞİ

17.04.2020
345
A+
A-

Dünya tarihi boyunca sayısız insan farklı kültür, gelenek, değerler ve toplumsal yapı bakımından sürekli bir değişim içerisindedir. Değişim kaçınılmaz evrensel bir gerçektir. Değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğu aşikardır.

Bu yazıda SOROKİN’İN sosyal ve kültürel değişmeye yaklaşımını 3 temel sorusu üzerine ele alacağız.

 

– Ne değişiyor?

– Nasıl değişiyor?

– Neden bu şekilde değişiyor?

 

Dünya tarihi boyunca sayısız insan farklı kültür, gelenek, değerler ve toplumsal yapı bakımından sürekli bir değişim içerisindedir. Değişim kaçınılmaz evrensel bir gerçektir. Değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğu aşikardır.

Bu değişimlerin birçok faktörden etkilendiği ve etkilerinin dönemlere göre farklılık gösterdiği söylenebilir.

Her çağın, toplumun kendine has değerleri ve bu değerleri anlama, anlamlandırma yönü vardır. Değerler de her şey gibi değişim gösterir. Geleneksel dönemlerde gönül bağlarının ilahi ve kudret sahibi olana, modern dönemde fani, geçici ve akli olana modern sonrası dönemde ise kişisel arzu ve isteğin ön planda olduğu duygularla bağlandığı görülmüştür. Nitekim değişim her alanda bizi etkilemiş ve farklı sonuçları ortaya çıkarmıştır. Sürekli değişim içinde olan insanlık tarih boyunca değişime yön vermiş ve değişimin temel etkenlerinden biri olmuştur.

İnsanlık Dünyanın her yerine yayılıp, doğanın üstüne gitmiş; harap ederek, kirleterek, düzeni bozarak diğer canlı türlerinin yaşam alanlarını elinden almış ve yeni değişimlerin kapısını açmıştır. Sanayi Devrimi etkisi ile daha sonraları Küreselleşme Çağında hızlanan bu güç savaşına dönüşen durum artık diğer canlı ve türlerin yaşamasına tercih konusu edip yine gücü elinde tutanların seçim yapacağı bir hal almıştır. Artan küreselleşme ve Dünya’daki güç savaşları akıl almaz hale gelip Dünyanın seyrini, işleyişini, dengesini bozdu.

Hal böyle iken değişen dünyanın ve doğanın intikamı gecikmedi.

 

Dünyanın bir parçasından başlayıp zaman ile her yerine yayılan küçük bir mikroorganizma..

Peki neydi bu mikroorganizma?

Nasıl yayılmıştı?

Ne olacaktı?

Neler değişecekti?

Ortada koca bi bilinmezlik vardı.

Çin’in Wuhan şehrinden çıktığı ve daha sonra tüm dünyayı etkisi altına alıp insanlığın bütün işleyen mekanizmalarını teker teker bozan ve farklı çözümler arattıran mikroorganizma artık biliniyordu.

COVİD-19 

Büyük Salgın

Tüm insanlığın beklemediği ve hakkında fikir sahibi olunmadığı bu salgın hızla yayılıyor ve toplumsal düzenleri darmadağın ediyordu.

Profesör Frenk Snowden’ e göre “ bu tip salgınlar rastgele ortaya çıkmıyor; insanların doğal yaşama müdahalesi, kentleşme ve küreselleşme ile devletlerin hazırlıksız olması bu sağlık krizinin küresel bir krize dönüşmesine neden oluyor” du. DSÖ ‘nün “pandemi” olarak nitelendirdiği Covid-19 erkem aşamalarında olmasına rağmen modern dünyanın bu tip durumlara hazırlıklı olma kabiliyetindeki çaresizlikleri afişe etti. Bu salgın tüm dengeleri değiştiriyor ve birçok sistemi yok edip, parçalıyordu. Etkisi sadece sağlığın yitirilmesi değil, Dünya düzeninin değişmesi, değerlerin, güç kavramlarının, bakış açılarının ve yaşam koşullarının farklı bir hal almasına neden oluyordu.

Salgın il olarak toplumun insan ilişkileri ile olan bağına etki etti. Uzaklaşmaların ve kaçmaların ortaya çıkması ile çocuklar ebeveynlerine, ebeveynlerde çocuklarına karşı tepkili davranmaya başladı. Komşuların, iş arkadaşların, ailelerin, kardeşlerin arasına ‘yüzelsel mesafe’ girmeye başladı. İnsanlar kalabalıktan kaçmaya, yaşadıkları yerleri terk etmeye başladılar. Oysaki özgürlükleri sadece ülke sınırları içerisindeydi. Çoğu insan ölümden kaçarken ölümün üstüne koştular.

İnsanlar panik ve korku duyguları içerisinde girmeye başladılar. Her insanın bu durumdan sorumlu olduğu bilinci kaygı, huzursuzluk ve yalnızlık hissi yarattı.

 

İlginizi Çekebilir   Koronavirüsü ilacı için Türk Profesörden Sevindiren Açıklama..

İnsanlar artık daha dikkatli ve tedirgindi. Bilinmezlik hali ve endişe artık her şeye ‘kirli’ kavramı ile bakmalarına neden oldu. Üretimin gücünü karıştıran bu salgın talebinde yükselmesi ve yokluk sebebiyle fiyatları arttırıyor. İnsanlığın yaşamak için ihtiyaçlarını gidermede başkaları ile çatışma içine gireceği bir ortam oluşturuyor. İnsanlar toplum sağlığı değil, kişisel sağlık kavramını önemsemeye başladı.

Sosyal ilişkilerin, etkileşimlerin ve dayanışmanın giderek azaldığı fakat pandemi sonucunda ülkelerin ekonomik değer kaybetmesi ile iş kaybı ve gelir azalmasının çok olduğu ve bu durumun da git gide artacağı görüldü. İşsizliğin artması yetersiz beslenme ve ihtiyaçlarını gidermekte zorluk çekmek anlamına gelmektedir. Metropollerde sosyal mesafe ve el yıkama tavsiyeleri verilirken; yetersiz kaynak, barınma ve hijyen gibi imkanları bulunmayanlarda çoğu zaman göz ardı ediliyor. Salgınların zaten kendilerinden var olan toplumsal ve politik eşitsizlikleri ve ayrımcılıkları arttıran bir yapısı vardır.

Örneğin; 1 odada 3 aile yaşayan, evsiz, suya hijyene erişimi olmayan, mülteci olup kampta yaşayan biri bu tavsiyeleri nasıl uygulayabilir ki?

Ama salgının bir gerçeği de güç kılıçlarını elinde tutanı da tıpkı yardıma muhtaç halka davrandığı gibi davranıp ezip geçiyor olmasıdır.

İyinin ve kötünün ayırt edilmeği, güzel veya çirkin olmasının bir şeyi değiştirmediği bu pandemi insanlığı eşit hale getirmiş gibiydi.

Salgın artık tüm dünyaya yayılmış, insanlar evlerinden çıkamaz olmuş ve hayatlarını evlerine sığdırmaya çalışıyorlardır. Temassız Toplum içinde birbirleriyle ama birbirlerinden ayrı yaşıyorlardır. Yavaş yavaş iletişim becerilerini yitiren yalnız kalabalıklara dönüşüldü.

Her ölüm haberinde daha korku dolu daha umutsuzca yaşamaya devam ediliyordur. Toplu ölümlerin arttığı zamanlar din, varlık ve kimlik sorgulamasına giriliyor, hayattaki amaçları ve bundan sonrası düşünüldü.

Sorokin’in kavramı ile insanların maddi yönü yani bedeninin fiziki güç ve enerjisi git gide tükeniyordu. Çoğu insan kendini rahatlatmak için damgalama ile bu salgını tek bir devlete maal etmeye çalışsa da bu sağlık krizi kaçınılmaz bir gerçektir.

 

İlginizi Çekebilir   Fransız Hemşireler Soyunarak Hükümeti Protesto Etti..

Peki yarını nasıl etkileyecek?

Gerekli tedbirlere uyulmaz ve bir tedavi bulunamaz ise bu pandemi durumunun çok can yakacağı ortadadır. Uluslararası ticaret ağır bir yara alır ve dünya ekonomisi onarılması çok güç bir gerileme safhasına girer. Gelişen teknoloji ve salgının bizleri toplumdan, doğadan, her şeyden ve herkesten uzaklaştırması yeni bir dönemin kapılarını açacaktır. Siyasi dengelerin alt-üst olmasına , kültürel bozulmalara, farklı ideolojiler ve yeni meslek gruplarının doğuşunu, hayatımızın ‘e’rişimi online bir hale gelip mesafelerin daha artacağını görmek mümkündür.

Dünya bir değişim içerisine girdi ve hiç bir şey in eskisi gibi olmayacağının farkında olmak gerekir.

Sorokin’in sosyo-kültürel değişiminde bütün sosyokültürel olayların gerileme ya da ilerleme meydana getireceğini görürüz. Bu gerileme ya da ilerleme zaman içinde ilerlemeye katlanma adına bütünleşme veya farklılaşmanın artmasına neden olmaktadır. Sorokin her sosyo-kültürel sistemin kendisinin sahip olduğu toplumsal kuvvet ve özelliklerden dolayı değiştiğini belirtir. 

Değişme, her sosyo-kültürel sistem içinde bulunmakta olup bir daha geriye dönüşü olmayacak biçimde kendiliğinden bulunur. Böylece her sosyo-kültürel sistem, sahip olduğu özellikler ve kuvvetlerin temeline dayalı olacak şekilde geliştiği söylenebilir.(Allen 1971,73)

Ölümün her an gelebileceği gerçeğini daha iyi algılayan insanlık ya yaşama ihtimalleri düştükçe dünyevi zevklere ve çoşkulara kapılacak, ahlaki değerlerin de tahrip olması nedeni ile korku ve umutsuzluk baş gösterip intiharlara sapkınlıklara neden olacak ve bu gerilemeyi beraberinde getirecek ya da yaşama imkanı bulursa hayatına farklı devam edip, çiçeği koklamasından göğe bakmasına, siyah ile beyazın aynı olmasına, hataların telafisini aramaya, hayatı anlama, anlamlandırma ve yaşanabilir hale getirme ile bu değişimi ileri seviyeye taşıyacaktır. 

İnsanlık tarihi nice felaket, salgın, savaşlara katlanarak sağ kalmayı başarmıştır. Dayanışma içerisinde ve hepimizin aynı teknede olduğunu kabul etmekle toplumsal bütünleşmeyi sağlayıp, değerlerimizin özgünlüğünü koruyarak bunları yeni dünya düzeni ile bütünleştirebilme kabiliyeti göstermeliyizdir..

 

İlginizi Çekebilir   İtalya Pik Yaptıktan Sonra Düşüşe Geçti..

Yeni Dünya Düzenine 

Yeni Umutlar ile MERHABA demek için şiirlerde buluşalım..

 

Sevgili Dost,
Birbirimizi tanımak için neyi bekliyoruz?
Birbirimizi anlamak için neyi bekliyoruz?
Birbirimize anlatmak için neyi bekliyoruz?
Bak ne diyor Rousseau: ”Dostumuzu tanıyabilmek için büyük hadiseleri bekleyeceğiz; o zaman da iş işten geçmiş olacak; çünkü onu tanımak zaten bu hadiseler için lâzımdı.”

Sevgili Dost,
Sen lâzımsın bana ve önemlisin hadiselerden. Çünkü büyük bir olaydır dostluk.
Çok büyük.

YORUMLAR
  1. Avatar Büşra dedi ki:

    Sosyolojik bakışına hayran kaldım🌸
    İncelemen bize çok şey kattı👏🏼