Türk Haber Saati

Tehlikenin Farkında mısınız! Cinsiyetsiz bir toplum inşa ediliyor..

Tehlikenin Farkında mısınız! Cinsiyetsiz bir toplum inşa ediliyor..

Feministler, cinsiyeti ikiye ayırıyor. A-Doğuştan
gelen biyolojik cinsiyet,
B-Sonradan kazanılan cinsiyet
Onlara göre Erkeğin rol ve davranışlarının sebebi doğuştan getirdiği farklılıklar değildir. Bu nedenle kadınlık ve erkeklik davranışları yeniden kurgulanıp değiştirilmeli!

Dolayısıyla kadınlara bugün bildiğimiz geleneksel anlamdaki erkeklik rolleri,
erkeklere de kadınlık rolleri yüklenebilir. Bugünkü “Cinsiyet Eşitliği”nden kasıt budur.
Yani küreselciler biyolojinin beyin üzerindeki etkisini görmezden gelerek ilahi yaratılışla savaşıyor…

Ayrımcılık, feminist örgütlerin tasarladıkları kadın ve erkek modelini
gerçekleştirebilmek için en sık kullandıkları gerekçedir.
Bu gerekçeye dayanılarak ulusal ve
küresel politikalar geliştirilmekte, uluslararası sözleşmeler imzalanmakta ve hukuk sistemi değiştirilmektedir.

Küreselciler, aile kavramını yok etmek için “ayrımcılık” kavramı altında kadın-erkek arasındaki
biyolojik temelden kaynaklanan farklılıkları yok saymaktadır. Genetik
mühendislik alanındaki gelişmeleri biyolojik alana da taşımak istiyorlar. Amaç, insanları kimliksizleştirmek…

Cinsiyeti tanımlayan yerel resmi belgelerdeki “toplum” kavramı ile “toplumsal cinsiyet eşitliğini” savunan küreselcilerin “toplum” anlayışı farklıdır. Küreselcilere göre, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” önündeki en büyük engeller; aile, geleneksel değer yargıları, örf ve dindir!

Küreselciler, aileyi bir tehdit ve tehlikeli bir mekan olarak görmektedir.
Onlara göre aile, erkek egemen kültürün devamını
sağlayan ataerkil bir kurumdur. Dolayısıyla haberlerde aile şiddetin üretildiği bir mekan gibi tanıtılmakta, şiddet kavramı ile birlikte anılmaktadır…

Küreselciler,
namus kavramını ataerkil bir kavram olarak ele almaktadır.
Buna göre namus kavramı; ayrımcılık ve şiddet üreten bir kavram olarak ifade edilmektedir.
Bu yüzden kadın hareketlerinin talepleriyle TCK’dan edep, ırz,
namus haya gibi kavramlar çıkarılmıştır…

Toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları,

kadının annelik rolüne yapılan vurguyu tehlikeli! olarak değerlendirmektedir.
Küreselciler,suni üreme teknolojilerindeki ilerlemelerle kadının annelik rolünü en aza indirmeyi amaçlamaktadır.
Hedef,nesepsiz ve kimliksiz toplum oluşturmak

Evlenmeden (sperm bankaları) doğurmadan (yapay
rahim) ve emzirmeden(süt bankaları) mümkün olabilecek bir “anneliğin” imkânları varedilmeye çalışılmaktadır. Bugün yumurta bankalarının da devreye girmesiyle “erkek” ve “kadına” ihtiyaç duyulmadan çocuk üretmek mümkün hale geldi…

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ni savunan küreselciler,
sözde kadını korumak adına 18 yaşın altındaki evliliklere karşı çıkarken, 15-18 yaş arasındaki “karşılıklı rızaya dayalı” cinsel birliktelikleri savunmaktadır.
Bu da küreselcilerin ikiyüzlülüğünü ortaya koyuyor…

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (TCE); ABD/Batı ittifakı tarafından resmi olarak devlet düzeyinde desteklenmektedir.

Projenin mali kaynağı ise; AB fonları, Ford Vakfı, Rockefeller Vakfı, carnegie Vakfı ve Soros Vakfı tarafından sağlanmaktadır…

Cinsiyet Eşitliği Projesinin Türkiye’deki en güçlü destekçisi ve finansörü TÜSİAD’dır.
TÜSİAD, projeyi yaygınlaştırmak için bünyesinde bir de çalışma grubu kurdu.
Bu çalışma grubunun ilk icraatı; “iş adamı” kelimesini “ayrımcı” olduğu gerekçesiyle değiştirmek oldu…

Ulusal ve küresel sermaye oligarklarının “cinsiyet eşitliği” projesini desteklemelerinin asıl nedenlerinden biride;
kadın istihdamını arttırıp “ucuz iş gücü” oluşturmak.
ABD/Batı ittifakı, kadın iş gücünü Çin’e karşı bir sosyo-politik strateji olarak geliştirmektedir.

Türkiye’deki en eski eşcinsel dernek olan KAOS GL’nin yayınladığı fon rerhberinde;
79 devlet ve STK bazındaki uluslararası örgüt, LGBT çalışmalarının yaygınlaşması için fonlama yapmaktadır.
Bu örgütlerin büyük bir kısmı, aynı zamanda TCE çalışmalarını da
desteklemektedir…

TCE’ni savunan pek çok metinde aynı zamanda cinsel yönelim savunuculuğu da yapılmaktadır. Feminist örgütlerin Türkiye’de en önemli
kazanım olarak gördükleri metin İstanbul Sözleşmesi’dir. Zira 4. maddenin 3. fıkrası eşcinsellik ve biseksüelliği de güvence altına almaktadır…

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği”; Kadın-Erkek eşitliği demek değildir.
Aile yapısını yok etmek için geliştirilmiş bir projedir.
Kadınlarımız başımızın tacıdır.
Bu meselenin siyaseti olmaz. Küreselciler,dünyada en sağlam aile yapısına sahip olan ülkemizi hedeflemektedirler.

Murat Akan

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ