Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak Prof.Dr. Üstün Dökmen

Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak Prof.Dr. Üstün Dökmen

Daha çok kişisel gelişim kitaplarını takip eden biri olarak sıkı bir Doğan Cüceloğlu ve Üstün Dökmen Hayranıyım diyebilirim. Bayadır kitap okumadığımı fark ettiğim bir dönemde internetten toplu kitap alışverişinde bulundum. Prof.Dr.Üstün Dökmen’nin “Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak Evrenle Uyumlaşma Sürecinde”kitabını bugün itibariyle bitirdim. Ve  kitaba bayıldım. Özellikle Nasrettin Hoca Fıkralarına başka açıdan bakmama sebep oldu. Herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Kitaptan altını çizdiğim cümleler ise şöyle; Bugünümüzü çalan iki hırsız var; geçmişe ilişkin pişmanlıklarımız ve geleceğe ilişkin kaygılarımız. Bu iki hırsız bugünümüzü alıp götürür. Gerçekten içinde bulunduğumuz anın tadını çıkarmamızı engelleyen bu iki kötü alışkanlığımız bugünümüzü alıp götürür, adeta erozyona uğratır. Nasrettin Hoca; kendisini ezdirmez, karşındakini de ezmez. Zor durumda kaldığında öyle bir şeyler söyler ki, hem kendisini rahatlatır, hem ortamı yumuşatıp uzlaşma sağlar, hem de sözlerindeki yaratıcılıkla duyanları güldürür. İnsan, sevincini büyüterek, üzüntüsünü kısaltarak anlatmalı “Montaigne” Hangi nedenle olursa olsun, varoluşumuzun birinci öğesi olan mekanımızı ( dünyamızı)yok etmek,, Nasrettin Hoca’nın ifadesiyle bindiğimiz dalı kesmektir. Bindiğimiz dalı kesersek, boşlukta ( uzayda) kalakalırız. Çocuklar, sevgi gösterirseniz şımarmazlar, tutarsız davranırsanız şımarırlar, Frankl, karısını kaybetmiş olan yaşlı bir hastasına, “ Eğer sen karından önce ölseydin karın bu olayı nasıl karşılardı? Diye sormuş hastası, “ Ah doktor, korkunç olurdu, büyük acı çekerdi,” demiş. Bunu üzerine Frankly” Siz onun yasını tutarak onu bu acıdan kurtarmış oluyorsunuz” demiş. Frankly bu bakış tarzıyla hastasının çektiği acıya anlam yükleyerek onu rahatlatmıştır. İçimizde bulunduğumuz anı yeterince yaşayamadığımız zaman, geleceği hakkıyla yaşama şansımız azalır. Çünkü her şeyi biriktirebiliriz ama zamanı biriktiremeyiz. Kendimizi de biriktiremeyiz. Öyleyse, yaşamdan ertelenmiş günleri ileride yaşama ihtimalimiz yoktur. Nereye gittiğini bilen adama, dünya, kenara çekilir, yol verir. Nasrettin Hoca eşeğe binmiş, oğlu yanında yürümektedir. Yoldan geçen biri,” İnsafsız adam, çocuğu yürütüyor, kendisi rahatça kurulmuş” diye söylenir. Hoca utanır, eşekten iner, oğlunu bindirir. Bu kez de başkası, “Bacak kadar boyuyla eşeğe binmiş, yaşlı babasını yürütüyor,” diye oğlunu eleştirir. Bunun üzerine baba oğul birlikte binerler. Yine yoldan geçen biri, “İnsafsızlar, hayvanı öldürecekler” der. Bu eleştiriden den utanan baba oğul eşekten iner, onun peşi sıra yürümeye başlarlar. Bunu gören bir başkası ise “ Hay ahmaklar, boş eşek önlerinde yürüyor, bunlar binmeyi akıl edemiyorlar” diye eleştirir. Hoca dayanamaz, “ bak oğlum” der, “ ne yaptıksa beğenmediler. Bir tek eşeği sırtımıza almadığımız kaldı, onu da yaparsak “ deli” derler. İyisi mi biz bildiğimiz yapalım der. Bu fıkra , kişinin kararlarını verirken topluma fazlaca aldırmaması gerektiğini anlatıyor. Fıkrada… Nasrettin Hoca’nın başına gelen bizim başımıza gelebilir. Hani hoca eşeğinin yemini günden güne azaltarak hayvancayızı az yiyerek- mümkünse hiç yemeden yaşamaya alıştırmak istemiş.Ama eşek ölmüş. Bunu hoca, “tam yemeden yaşamaya alışacaktı ki ömrü vefa etmedi,” diye yorumlamış. Bu fıkra dünyanın kaderini söylüyor. Yeterince vermeden sadece almaya devam edersek, doğayı ölmüş eşeğe döndürebiliriz. Ve çok daha fazlası için kitabı almanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar,

Diğer İçerikler  Robert Tesla’nın kitapları

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com